Kayıtlar

Temmuz, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Güçler Dünyasında Adaletin Ölümü

Resim
                           Güçler Dünyasında Adaletin Ölümlü Dünya her gün insanlardan hukuka saygı göstermelerini talep ediyor. Devletler insan haklarından bahsediyor, uluslararası örgütler adaleti savunuyor ve dünya liderleri defalarca kimsenin hukukun üstünde olmadığını vurguluyor. Ancak bu ilke gerçekten herkese eşit olarak uygulanıyor mu? Elbette hayır. Kasım 2024'te Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar suçlamasıyla tutuklama emri çıkardı. Bu suçlamalar, Birleşmiş Milletler ve insani yardım örgütlerinin raporlarına göre yüz binlerce insanın ölümüne, Gazze'nin büyük bölümlerinin yıkılmasına, hastanelere, okullara ve mülteci kamplarına tekrar tekrar saldırılara ve milyonlarca insanın açlık, evsizlik, su ve ilaç eksikliğiyle karşı karşıya kalmasına neden olan Gazze Savaşı ile ilgili. Enkaz altında ölen binlerce çocuk, cansız bedenlerini kuc...

Bazı insanlar neden değişiyorlar?

Resim
Bazı insanlar neden değişiyorlar? İnsanlara ilerlemelerinin önündeki en büyük engelin ne olduğunu sorarsanız, çok farklı cevaplar alırsınız: yoksulluk, fırsat eksikliği, ayrımcılık, yetersiz eğitim ya da sadece kötü şans. Ancak belki de daha derin, daha az fark edilen ve kendi içimizde saklı olan başka bir engel vardır:  esneklik eksikliği. Biz insanlar gerçekten ilginç varlıklarız. Bazılarımız evimizi, işimizi, yaşadığımız şehri, hatta ülkemizi değiştiririz; fakat bazen tek bir yanlış inancı bile terk etmeyi reddederiz. Yıllarca aynı düşüncelerle yaşar, aynı hataları tekrar eder ve aynı sonuçlardan yakınırız; ama kendimize şu soruyu sormayız:  "Acaba sorun benim düşünce biçimimde olabilir mi?" Birçoğumuz değişmenin kimliğimizi kaybetmek anlamına geldiğine inanırız. Oysa değişim, canlılığın bir göstergesidir. Nasıl ki doğa her mevsimde renk değiştiriyorsa, biz de gelişmek ve olgunlaşmak için yeni koşullara uyum sağlamalıyız. Rüzgârda kolayca eğilen bir ağaç çoğu zaman ayakta ...

Her telefon görüşmesi özlemden kaynaklanmaz

Resim
Her telefon görüşmesi özlemden kaynaklanmaz Bazı insanlar sizi özledikleri için aramazlar. Onlar sadece kendi yüklerini boşaltmak için sizi ararlar; sizin söylediklerinizi dinlemek için değil. Her telefon görüşmesi özlemden doğmaz. Her “Nasılsın?” sorusu gerçek bir ilgiyle sorulmaz. Bazen insanlar sadece zihinsel ve duygusal yüklerini bırakacak daha iyi bir yer bulamadıkları için sizi ararlar. Sizi gerçekten değer verdiğiniz için seçmezler; sizi seçerler çünkü susacağınızı ve onları dinleyeceğinizi bilirler. Sorunlarından, tartışmalarından, başarısızlıklarından ve sevmedikleri insanlardan bahsederler. Saatlerce konuşabilirler, ancak hiçbir zaman “Sen nasılsın?” diye sormazlar. Bunu sorsalar bile, çoğu zaman bu sadece bir nezaket cümlesidir. Cevabınızı gerçekten beklemezler. Siz daha ilk cümlenizi tamamlamadan konuşma yeniden onların hayatına döner. Ve siz onları aradığınızda, birkaç kısa sözle konuşmayı hemen bitirirler. Bu artık dostluk değildir; bu, başka bir insanın duygusal kapasit...

Şeytan Var Olmasaydı, İnsan Yine de Günah İşler miydi?

Resim
Şeytan Var Olmasaydı, İnsan Yine de Günah İşler miydi? İnsanlar günah hakkında konuştuğunda, çoğu zaman bilinçsizce şeytanı düşünür; sanki bir kişinin yaptığı her yanlışın arkasında onun izi varmış gibi. Peki ya şeytan hiç yaratılmamış olsaydı? Dünya tamamen temiz ve günahsız bir yer mi olurdu? Yoksa şeytan olmasa bile insanlık yine de günaha giden yolu bulur muydu? İslam'a göre şeytanın insanı günah işlemeye zorlayacak bir gücü yoktur. O yalnızca vesvese verir; son karar ise insana aittir. Kur'an da birçok ayette şeytanın kimseyi günaha zorlayamayacağını, sadece çağrıda bulunduğunu; kabul etmenin ya da reddetmenin insanın kendi seçimi olduğunu vurgular. Eğer durum böyleyse, günahın kökenini başka bir yerde aramak gerekir. İnsan, şeytanın vesvesesiyle karşılaşmadan önce kendi içindeki arzularla yüzleşir: kibir, kıskançlık, hırs, öfke, şehvet, bencillik ve güç tutkusu. Bu duygular kontrol altına alınmadığında, hiçbir vesvese olmasa bile insanı doğru yoldan saptırabilir. Belki de...

Azerbaycan'ın Yağmacı Hükûmeti

Resim
Azerbaycan Cumhuriyeti: Görünen İstikrarın Ardındaki Gerçek Azerbaycan Cumhuriyeti, zengin doğal kaynaklara, stratejik bir coğrafi konuma ve kendisini İslami değerlerle tanımlayan bir yönetime sahip bir ülkedir. Ancak insanların günlük yaşamına yakından bakıldığında, çok az kişinin dile getirmeye cesaret ettiği bambaşka bir gerçek ortaya çıkmaktadır. Azerbaycan yönetimi görünüşte İslamidir; fakat ne kendisi dine sağlam temellerle bağlıdır ne de halkın dinle gerçek bir bağ kurmasına imkân tanımaktadır. Din, bu ülkede siyasi bir araç hâline gelmiş; halkın malını ve haklarını kendi adına kullanan sert ve baskıcı bir düzeni gizleyen bir örtüye dönüşmüştür. Halkın servetini kendi kasasına aktaran bir yönetim, adeta bir oyunu andırmaktadır. Evet, Azerbaycan yönetimi  Monopoly  oyununa benzemektedir: Dışarıdan düzenli ve çekici görünen, fakat gerçekte halkın sahip olduğu her şeyi kendi çıkarına alan bir yağma düzenidir. Otellerden evlere, arazilerden insanların en temel yaşam hakları...

Pasaportlar Bir İnsanın Kaderini Belirlediğinde

Resim
Pasaportlar Bir İnsanın Kaderini Belirlediğinde Ne kadar tuhaf: Almanya, Kanada, Japonya veya İsviçre’de doğan bir kişi, pasaportuyla dünyanın birçok yerine seyahat edebilirken; İran, Afganistan, Irak, Suriye, Yemen veya Orta Doğu ve Asya’daki sayısız ülkeden birinde doğan bir kişi vize için aylarca beklemek, çok sayıda belge sunmak ve defalarca suçlu olmadığını, ülkede yasa dışı olarak kalma niyetinin bulunmadığını ve hiçbir ülke için tehdit oluşturmadığını kanıtlamak zorunda kalabiliyor. Peki bu insanlar hangi suçu işlediler? Elbette hiçbir suçu. Onlar sadece farklı bir coğrafyada doğdular; üstelik bu coğrafyayı kendileri seçmediler. Günümüz dünyasında pasaport artık yalnızca bir kimlik belgesi değildir; insan özgürlüğünün bir ölçütüne dönüşmüştür. Pasaport kapağının rengi, bir insanın dünyanın dört bir yanına özgürce seyahat edip edemeyeceğini ya da aylarca, hatta bazen yıllarca büyükelçilik kapılarının ardında beklemek zorunda kalacağını belirleyebiliyor. Fakat temel soru şudur: Bi...

Son Ev; Herkesin Sonunda Varacağı Mezarlık

Resim
Son Ev; Herkesin Sonunda Varacağı Mezarlık Her sabah gözlerimizi açtığımızda, geçici bir ölümden geri döneriz. Sonunu görme garantisi olmayan bir geceyi geride bırakmış oluruz. Binlerce insan bizim başladığımız aynı geceye başladı, ancak güneşin doğuşunu hiç göremedi. Biz kendi gücümüzle değil, Allah’ın bize bir fırsat daha vermesi sayesinde uyandık. Ve buna rağmen, bu hediyeyi ne kadar çabuk unuturuz. Bir kez daha hayatın gürültüsü içinde kendimizi kaybederiz. Daha fazlasına sahip olmak için koşarız, ilerlemek için mücadele ederiz, bazen kalpleri kırarız, bazen içimizde kin taşırız ve çoğu zaman ölümü sanki yalnızca başkaları için yazılmış gibi yaşarız. Ne kadar gariptir. Her gün ölüme benzeyen bir uykudan uyanırız, fakat bir gün başka bir uykunun geleceğine hâlâ inanmak istemeyiz; öyle bir uyku ki ardından bu dünyada bir daha uyanış olmayacaktır. Bir gün gelecek; sevdiklerimize son kez sarılacağız, gökyüzüne son kez bakacağız ve son nefesimizi vereceğiz. O gün hiçbir servet bize bir ...

Dostluk Bir Gülümsemeden Daha Fazlasıdır

Resim
Dostluk Bir Gülümsemeden Daha Fazlasıdır Dostluk, sadece bir gülümseme ya da birkaç güzel söz alışverişi değildir. Dostluk, dayanışma demektir; herkes seni terk ettiğinde, sen "dostum" dediğin kişinin yanında durabilmektir. Eğer dostluk bu anlamından yoksun bırakılırsa, geriye yalnızca geçici ve bencil bir tanışıklık kalır. Elbette bazı insanlar sadakati ve dostluğu artık modası geçmiş kavramlar olarak görür. Onlara göre bunlar günümüz dünyasında değeri kalmamış şeylerdir. Kârın onurun yerini aldığı, gülümsemenin zorunlu hâle geldiği bir dünyada birçok insan, makam, çıkar ya da birkaç dakikalık şöhret uğruna en yakın dostunu bile feda edebilmektedir. Ne yazık ki bu durum siyasette de sıkça görülmektedir. Ben dostluğun sınırları olduğuna inanıyorum. Dostumun düşmanı bana kişisel olarak hiçbir zarar vermemiş olabilir. Ancak bir insan, bana yakın olan birine bilerek zarar vermişse, hiçbir şey olmamış gibi davranamam. Bazen sessizlik ihanettir. Bazen bir gülümseme, bir hakaretten...

Erdoğan; Sandıkla Gelen Diktatör Yazar: Gouya Roshan

Resim
  Erdoğan; Sandıkla Gelen Diktatör  Recep Tayyip Erdoğan artık sadece bir cumhurbaşkanı değildir; Türkiye’de gücün merkezileşmesinin bir sembolüne dönüşmüştür. Türkiye’de birçok vatandaş, özellikle siyasi muhaliflerin, gazetecilerin, akademisyenlerin, sivil toplum savunucularının ve sanatçıların önemli bir bölümü, onu otoriter eğilimlere sahip, hatta bir diktatör olarak görmektedir. Öte yandan, hâlâ onu başarılı bir devlet adamı olarak gören küçük bir kesim de vardır. Ancak önemli olan onun söylemleri değil, iktidarı kullanma biçimidir. Diktatörlük sadece seçimlerin yapılmaması anlamına gelmez; asıl olarak seçimlerin artık iktidarı denetleyemediği noktada başlar. Eleştirel medya susturulduğunda, gazeteciler hapse atıldığında, muhalif siyasetçiler yargılandığında ve yargı bağımsızlığını kaybettiğinde, yalnızca seçimlerin yapılmasına bakarak bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Erdoğan yıllar önce özgürlük, reform ve adalet vaatleriyle iktidara geldi; ancak zaman i...

Suudi Arabistan: Tanrı'nın Adı ile Güç Siyaseti Arasında(Bölüm 2) Yazar: Gouya Roshan

Resim
Suudi Arabistan: Tanrı'nın Adı ile Güç Siyaseti Arasında(Bölüm 2)   Suudi Arabistan kendisini İki Kutsal Caminin Hizmetkârı ve Koruyucusu olarak tanımlamakta, bayrağında ise kutsal ifadeler taşımaktadır. Ancak bir devlet kendisini din ve kutsallık adına tanımlıyorsa, insanlar ondan sıradan bir devletten beklediklerinden daha fazlasını bekler. Çünkü böyle bir devlet yalnızca ekonomisi, ordusu ya da dış politikasıyla değil, aynı zamanda ahlaki ilkeleri ve insani yaklaşımıyla da değerlendirilir. Benim sorum şudur:  Tanrı'nın adını en yüce sembolik konuma yerleştiren bir devlet, uyguladığı politikalarla yüz binlerce masum insanın acı çekmesine nasıl sebep olabilir? Yemen savaşı, Suudi Arabistan'ın politikaları açısından en büyük ahlaki sınavlardan biri olmuştur. 2015 yılından bu yana, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'e yönelik askeri müdahalesi; yoksul ve kırılgan bir ülke olan Yemen'de binlerce insanın ölümüne, milyonlarca kişinin ise açlık, hastalık v...

Suudi Arabistan: Tanrı'nın Adı ile Güç Siyaseti Arasında (Bölüm 1) Yazar: Gouya Roshan

Resim
Suudi Arabistan: Tanrı'nın Adı ile Güç Siyaseti Arasında (Bölüm 1) Suudi Arabistan, tarihsel meşruiyetini din ile devletin birliğine dayandıran bir ülke olarak, bugün modern tarihinin en karmaşık dönemlerinden birini yaşamaktadır. Kendisini Haremeyn-i Şerifeyn'in Hizmetkârı olarak tanımlarken, aynı zamanda uluslararası sistemde, küresel ekonomide ve bölgesel ilişkilerdeki rolünü yeniden şekillendirmektedir. Bu ikili durum, gözlemciler açısından temel bir soruyu gündeme getirmektedir: Suudi Arabistan'da siyaset hâlâ dinin hizmetinde mi, yoksa din siyasi gücü korumanın bir aracı hâline mi gelmiştir? Son on yıllarda din, yalnızca Suudi Arabistan'ın ulusal kimliğinin bir parçası değil, aynı zamanda devletin meşruiyetinin temel direklerinden biri olmuştur. Ancak son yıllarda gerçekleştirilen kapsamlı sosyal ve ekonomik reformlar—turizm ve eğlence sektörlerinin genişletilmesinden dini kurumların etkisinin sınırlandırılmasına kadar—devletin önceliklerinin değişmekte olduğunu g...

Güvenli Pencerelerin Ardından Devrim Çağrısı Yapmayın Yazar: Gouya Roshan

Resim
  Güvenli Pencerelerin Ardından Devrim Çağrısı Yapmayın Dünyadaki en kolay şey, Avrupa'da, Amerika Birleşik Devletleri'nde ya da Kanada'da güvenli bir pencerenin arkasına oturup kahvenizi yudumlamak, hızlı internetinizi açmak ve binlerce kilometre ötede yaşayan insanlar için bir devrim reçetesi yazmaktır. Oysa dünyadaki en zor şey, o sloganların sonuçlarıyla yaşamaktır. Tek bir tweet, bir video ya da bir konuşmayla insanların duygularını alevlendirebilirsiniz. Fakat sokaklar sessizleştiğinde, hapishaneler dolduğunda, aileler yas tuttuğunda ve insanların hayatları altüst olduğunda, yurt dışında güven içinde oturan kişi normal yaşamına devam eder. Gerçek bedeli ödeyenler ise ülkenin içinde yaşayan insanlardır. Her çağrının, her kışkırtmanın ve her düşüncesiz kararın bedelini onlar öder. Bir hükümeti eleştirmek her vatandaşın hakkıdır. Protesto etmek de birçok durumda temel bir insan hakkıdır. Ancak  eleştiri hakkı  ile  kendinizin asla ödemeyeceği bir bedeli başkaların...

Şeytan Kimdir? Yazar: Gouya Roshan

Resim
Şeytan Kimdir? İnsanlık tarihi boyunca şeytan, her zaman kötülüğün, aldatmanın ve hakikatten uzaklaşmanın simgesi olarak görülmüştür. Ancak bana göre şeytan her zaman korkutucu bir yüzle ortaya çıkmaz; bazen gücün elbisesini giyer ve etkileyici isimlerle iktidar dünyasına girer. Bana göre şeytanın gerçek yüzü, dünyanın süper güçleri kendi çıkarları uğruna savaşlar başlattığında, ulusları siyasi hedeflerine kurban ettiğinde, çocukların geleceğini ellerinden aldığında ve insanların acılarını sayılara ve istatistiklere indirgediğinde ortaya çıkar. Gerçek şeytan yalnızca insanları günaha teşvik eden değildir; aynı zamanda milyonlarca insanı korku, yoksulluk, savaş ve adaletsizlik içinde köleleştiren ve ardından yaptıklarına gerekçeler ve bahaneler üreten süper güçtür. En tehlikeli kötülük, başka bir ülkeye yönelik güvenlik ya da siyasi kararlar gibi ifadelerin arkasına gizlenen kötülüktür. Çünkü yanlış yaptığını bilen herkes bir gün pişman olabilir. Ancak savunma adına kötülük işleyen bir ...

Sayın Cumhurbaşkanı, Tek İstediğim Vatanıma Geri Dönebilmektir Yazar: Gouya Roshan

Resim
  Sayın Cumhurbaşkanı, Tek İstediğim Vatanıma Geri Dönebilmektir Sayın  Cumhurbaşkanı, En derin saygılarımı ve selamlarımı sunarım. Bu mektubu ne şikâyet etmek ne de herhangi birinin vicdanını sorgulamak için yazıyorum. Sadece yıllardır ruhumda kök salmış olan sade bir hayalimi sizinle paylaşmak istiyorum. Ben İranlıyım; uzun yıllardır vatanından uzakta yaşayan İranlı bir kadınım. Bu yıllar boyunca farklı kültürleri tanıdım, farklı diller konuştum ve başka ülkelerde yaşadım. Ancak İran'ı hiçbir zaman kalbimden silemedim. Yurt dışında yaşamak yalnızca vatandan ayrı kalmak anlamına gelmiyor; aynı zamanda her gün kaybolmayan hatıralarla birlikte yaşamak demektir. "İran" adını her duyduğumda kalbim huzur buluyor, ama aynı anda tarifsiz bir ağırlık hissediyorum. Çünkü kolayca dönemediğim bir evim var. Sayın Cumhurbaşkanı, Sizden yalnızca tek bir isteğim var. Dışarıdan bakıldığında basit görünen, fakat benim için hayat kadar değerli olan bir istek. Sizden içtenlikle ricam, beni...

Tanrı'nın yolundan bilerek saparken, O'ndan merhamet bekleyebilir miyiz? Yazar: Gouya Roshan

Resim
Tanrı'nın yolundan bilerek saparken, O'ndan merhamet bekleyebilir miyiz? İnsan bazen kendi içinde en şaşırtıcı çelişkileri taşır. Bir yandan Allah'a dua eder, O'ndan yardım ister ve rahmetine umut bağlar; diğer yandan ise Allah'tan geldiğine inandığı yolu bile bile terk eder. Zor ama gerekli soru şudur: İnsan, Yaratıcısının emirlerini görmezden gelirken, ihtiyaç anında Allah'ın rahmet kapılarının kendisine her zaman açık olmasını nasıl bekleyebilir? Bir kişi bir doktora saygı duyuyor, reçetesini alıyor ve onun bilgisine güvendiğini söylüyor; fakat bilinçli olarak bütün tavsiyelerini çiğniyorsa, hiçbir şeyi değiştirmeden sağlığına kavuşmayı bekleyebilir mi? Biz müminlerin inancına göre Allah, sadece sıkıntı anlarında hatırlanacak biri değildir. O, Yaratan, yol gösteren ve hayatın mutlak sahibidir. Eğer insan Allah'ın kendisini yarattığına ve onun içini de dışını da bildiğine inanıyorsa, kendi isteklerini O'nun hikmetinin üstünde nasıl görebilir? Elbette h...

Eğer Bir Günlüğüne Tüm Dünyanın Kralı Olsaydım— Yazar:Gouya Roshan

Resim
, Eğer Bir Günlüğüne Tüm Dünyanın Kralı Olsaydım Bazı insanlar başkalarına hükmetmek için bir gün kral olmayı hayal ederler. Ancak ben sadece bir günlüğüne tüm dünyanın kralı olsaydım, yapacağım ilk şey yeni saraylar inşa etmek veya binlerce ferman yayınlamak olmazdı. Bunun yerine, iktidar sahibi her insanın önüne aynalar koyardım; böylece insanlara bakmadan önce kendilerine bakmak zorunda kalırlardı. Çünkü dünyanın en büyük sorunu yasaların eksikliği değil; vicdan eksikliğidir. Tarih binlerce kral, başkan, imparator ve yönetici gördü. Hepsi adalet vaatleriyle geldiler, ancak birçoğu geride kan kokusu bıraktı. Taçlar değişti, bayraklar değişti, devletlerin isimleri değişti; fakat annelerin gözyaşları aynı kaldı ve çocukların mezarları yine aynı mezarlar olarak kaldı. Eğer dünyanın kralı olsaydım, ilk fermanım ayrıcalıkların kaldırılması olurdu. Hiçbir insan; zenginliği, gücü, ırkı, dini, milliyeti veya aile adı nedeniyle bir başkasından üstün görülmemelidir. Adalet ancak güçlü ile zayı...

Eğer Ahlak İlerlemenin Gerisinde Kalırsa Yazar: Gouya Roshan

Resim
Eğer Ahlak İlerlemenin Gerisinde Kalırsa Dört kutsal kitaba inanıyorum: Mezmurlar, Tevrat, İncil ve Kur’an-ı Kerim. Bu kutsal kitapların insanlığa yol göstermek için gönderildiğine inanıyorum. Allah’ın peygamberleri hiçbir zaman birbirlerinin rakibi olmamıştır; aksine her biri kendi dönemlerinin insanlarına rehberlik etmiştir. Hepsi insanları ahlaka, sorumluluğa ve hakikate çağırmıştır. Bu nedenle insanları dinlerine veya etnik kökenlerine göre yargılamıyorum. Çünkü bütün inançlarda insanlık, tüm ayrımların üzerindedir. Gerçek iman bizi adalete, merhamete ve sorumluluk bilincine daha da yaklaştırır. Bununla birlikte, beni en çok endişelendiren şey insanlar arasındaki farklılıklar değil; günümüzün birçok “modern” toplumunda giderek hâkim hâle gelen değerlerin değişimidir. Bazen geçmiş nesillerin aile, onur ve sorumluluk için vazgeçilmez gördüğü bazı ahlaki sınırların kolayca terk edildiğini hissediyorum. Daha da düşündürücü olan ise, bu değerlerden uzaklaşmanın bazen ilerlemenin bir gös...