Şeytan Kimdir? Yazar: Gouya Roshan
İnsanlık tarihi boyunca şeytan, her zaman kötülüğün, aldatmanın ve hakikatten uzaklaşmanın simgesi olarak görülmüştür. Ancak bana göre şeytan her zaman korkutucu bir yüzle ortaya çıkmaz; bazen gücün elbisesini giyer ve etkileyici isimlerle iktidar dünyasına girer.
Bana göre şeytanın gerçek yüzü, dünyanın süper güçleri kendi çıkarları uğruna savaşlar başlattığında, ulusları siyasi hedeflerine kurban ettiğinde, çocukların geleceğini ellerinden aldığında ve insanların acılarını sayılara ve istatistiklere indirgediğinde ortaya çıkar.
Gerçek şeytan yalnızca insanları günaha teşvik eden değildir; aynı zamanda milyonlarca insanı korku, yoksulluk, savaş ve adaletsizlik içinde köleleştiren ve ardından yaptıklarına gerekçeler ve bahaneler üreten süper güçtür.
En tehlikeli kötülük, başka bir ülkeye yönelik güvenlik ya da siyasi kararlar gibi ifadelerin arkasına gizlenen kötülüktür. Çünkü yanlış yaptığını bilen herkes bir gün pişman olabilir. Ancak savunma adına kötülük işleyen bir süper güç, nesilleri kurban edebilir.
Ama şu soru sorulmalıdır: Bütün güçler kötü müdür? Elbette hayır. Güç, adalet ve insanlığa karşı sorumlulukla birleştiğinde, yıkmanın değil inşa etmenin bir aracı olabilir. Sorun, bazı süper güçlerin insan dünyasını unutup kendilerini ahlakın üstünde görmeye başladıkları noktada ortaya çıkar.
Bana göre şeytan, insanların çıkar uğruna kurban edildiği yerde ortaya çıkar; insan hayatının değerinin bir siyasi karardan, bir ticari anlaşmadan ya da askerî bir zaferden daha önemsiz görüldüğü yerde.
Tarih bize çoğu zaman göstermiştir ki insanlığın en büyük düşmanı her zaman hayalî bir varlık olmamıştır; çoğu zaman vicdanını kaybetmiş, büyük güç sahibi insanlar olmuştur.
Belki de insanlığın gerçek mücadelesi güç ile insanlık arasındaki mücadeledir. Çünkü insanlık, bu dünyanın süper güçlerinin ve despotlarının giyemeyeceği bir elbisedir.

Yorumlar