Kayıtlar

Atatürk’ün Erdoğan’ın Siyasetine Bakışı

Resim
Atatürk’ün Erdoğan’ın Siyasetine Bakışı Atatürk bugün hayatta olsaydı, muhtemelen Erdoğan’ın kendisini nasıl tanımladığına değil, ortaya koyduğu sonuçlara ve icraatlarına daha fazla dikkat ederdi. Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü siyasette bir siyasetçinin tarihî bir şahsiyet hakkında söyledikleri, her zaman o şahsiyetin geride bıraktığı gerçek mirasla örtüşmez. Erdoğan yıllardır Atatürk’ü Türkiye tarihinden silemeyeceğini biliyor. Atatürk yalnızca bir cumhurbaşkanı veya askerî komutan değildi; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve adı ile kimliği cumhuriyetçilik ve laiklikle ayrılmaz biçimde bütünleşmiş bir siyasi hareketin lideriydi. Bu nedenle Erdoğan ile Atatürk arasındaki farklılıkları birkaç cümleyle ifade edilen kişisel saygı veya saygısızlık meselesine indirgemek mümkün değildir. Asıl mesele daha derindir: Erdoğan, Atatürk Cumhuriyeti’nin hangi yönlerini kabul ediyor ve hangilerini değiştirmeye çalışıyor? Bu farkı anlamak için günümüz siyasetçilerinin Atatürk hakkındaki yorum...

Tarih, Müslüman Ülkelerin Sessizliğini Unutmayacak

Resim
Tarih, Müslüman Ülkelerin Sessizliğini Unutmayacak Tarih defalarca göstermiştir ki hiçbir düşman, tek başına bir milleti ya da bir bölgeyi yenemez. Duvarlar yıkılmadan önce içeride çatlaklar oluşur. Dışarıdan gelecek bir saldırıdan önce ise ihmal, bölünme ve sorumsuzluk tehlikenin önünü açar. Düşman her zaman sınırların ötesinde beklemez. Bazen en büyük fırsatları, kendi zayıflıklarımız, iç bölünmelerimiz ve yanlış kararlarımız yaratır. Koruyucuları evi korumak yerine birbirleriyle rekabet eden bir ev, er ya da geç tehlikeye teslim olur. Milletler de bundan farklı değildir. Bir ülkenin veya bölgenin çöküşü her zaman doğrudan bir düşman saldırısıyla başlamaz. Bazen asıl kırılma noktası, iktidar sahiplerinin tarihsel sorumluluklarını unutmasıdır. Ortadoğu'nun Tarihsel Trajedisi Ortadoğu bugün büyük bir tarihsel trajedinin bedelini ödüyor. Bir zamanlar medeniyetin, bilimin, ticaretin ve kültürün önemli merkezlerinden biri olan bu bölge; yıllardır süren savaşların, siyasi bölünmelerin ...

Kanada Hükûmeti: Dünyaya Cömert, Kendi Halkına Kayıtsız

Resim
Kanada Hükûmeti: Dünyaya Cömert, Kendi Halkına Kayıtsız Kanada hükûmeti bugünlerde kendi vatandaşlarının sesinden çok, uluslararası kuruluşların alkışlarını duyuyor gibi görünüyor. Neredeyse her birkaç haftada bir, başka bir ülkeye milyarlarca dolarlık yardım yapılacağına dair yeni bir açıklama geliyor. Sanki bu hükûmetin en önemli görevi, kendi halkının sorunlarını çözmek değil de dünyanın sorunlarını çözmekmiş gibi. Oysa devlet binalarından çıkıp insanların gerçek yaşamına girmek yeterlidir. Orada artık güzel sloganlar yoktur. Kirasını ödeyemeyen aileleri görürsünüz. Belki de hayatları boyunca hiç ev sahibi olamayacaklarını düşünen gençleri görürsünüz. Bir ömür çalıştıktan sonra faturalarına ve sağlık giderlerine endişeyle bakan yaşlıları görürsünüz. Gıda bankalarının önündeki kuyruklar her geçen gün uzuyor ve tam zamanlı çalışan binlerce insan bile hayatını sürdürebilmek için gıda yardımına ihtiyaç duyuyor. İşte bu, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olduğunu iddia eden Kanada...

İnsanların Arasına Duvarı Siyaset Ördü

Resim
  İnsanların Arasına  Duvarı Siyaset Ördü Avrupa'da bir çocuk öldürüldüğünde dünya yas tutuyor. Medya günlerce bunu haber yapıyor, siyasetçiler açıklamalar yayımlıyor ve kamuoyu harekete geçiyor. Ancak Orta Doğu'da, Afrika'da ya da çoğunluğu Müslüman olan diğer ülkelerde binlerce çocuk savaşın yıkıntıları altında hayatını kaybettiğinde, dünyanın büyük bir bölümünde hayal kırıklığı yaratan bir sessizlik hâkim oluyor; sanki bazı insanların hayatı diğerlerinden daha fazla haber değeri taşıyormuş gibi. Bu durum, insanlığın vicdanı önüne derin bir soru koyuyor: İnsan hayatının değeri eşit midir, yoksa onun değerini siyaset mi belirliyor? Ben sıradan insanların birbirine düşman olduğuna inanmıyorum. Düşmanlığı körükleyen siyaset ve devletlerdir. Yıllardır siyasi güçler korku, savaş, propaganda ve çifte standart diliyle milletlerin arasına duvarlar ördüler. İnsanlara, birbirlerini tanımak yerine birbirlerinden korkmayı öğrettiler. Bir kişi İslam adına suç işlediğinde, milyonlarca ...

Güçler Dünyasında Adaletin Ölümü

Resim
                           Güçler Dünyasında Adaletin Ölümlü Dünya her gün insanlardan hukuka saygı göstermelerini talep ediyor. Devletler insan haklarından bahsediyor, uluslararası örgütler adaleti savunuyor ve dünya liderleri defalarca kimsenin hukukun üstünde olmadığını vurguluyor. Ancak bu ilke gerçekten herkese eşit olarak uygulanıyor mu? Elbette hayır. Kasım 2024'te Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar suçlamasıyla tutuklama emri çıkardı. Bu suçlamalar, Birleşmiş Milletler ve insani yardım örgütlerinin raporlarına göre yüz binlerce insanın ölümüne, Gazze'nin büyük bölümlerinin yıkılmasına, hastanelere, okullara ve mülteci kamplarına tekrar tekrar saldırılara ve milyonlarca insanın açlık, evsizlik, su ve ilaç eksikliğiyle karşı karşıya kalmasına neden olan Gazze Savaşı ile ilgili. Enkaz altında ölen binlerce çocuk, cansız bedenlerini kuc...

Bazı insanlar neden değişiyorlar?

Resim
Bazı insanlar neden değişiyorlar? İnsanlara ilerlemelerinin önündeki en büyük engelin ne olduğunu sorarsanız, çok farklı cevaplar alırsınız: yoksulluk, fırsat eksikliği, ayrımcılık, yetersiz eğitim ya da sadece kötü şans. Ancak belki de daha derin, daha az fark edilen ve kendi içimizde saklı olan başka bir engel vardır:  esneklik eksikliği. Biz insanlar gerçekten ilginç varlıklarız. Bazılarımız evimizi, işimizi, yaşadığımız şehri, hatta ülkemizi değiştiririz; fakat bazen tek bir yanlış inancı bile terk etmeyi reddederiz. Yıllarca aynı düşüncelerle yaşar, aynı hataları tekrar eder ve aynı sonuçlardan yakınırız; ama kendimize şu soruyu sormayız:  "Acaba sorun benim düşünce biçimimde olabilir mi?" Birçoğumuz değişmenin kimliğimizi kaybetmek anlamına geldiğine inanırız. Oysa değişim, canlılığın bir göstergesidir. Nasıl ki doğa her mevsimde renk değiştiriyorsa, biz de gelişmek ve olgunlaşmak için yeni koşullara uyum sağlamalıyız. Rüzgârda kolayca eğilen bir ağaç çoğu zaman ayakta ...

Her telefon görüşmesi özlemden kaynaklanmaz

Resim
Her telefon görüşmesi özlemden kaynaklanmaz Bazı insanlar sizi özledikleri için aramazlar. Onlar sadece kendi yüklerini boşaltmak için sizi ararlar; sizin söylediklerinizi dinlemek için değil. Her telefon görüşmesi özlemden doğmaz. Her “Nasılsın?” sorusu gerçek bir ilgiyle sorulmaz. Bazen insanlar sadece zihinsel ve duygusal yüklerini bırakacak daha iyi bir yer bulamadıkları için sizi ararlar. Sizi gerçekten değer verdiğiniz için seçmezler; sizi seçerler çünkü susacağınızı ve onları dinleyeceğinizi bilirler. Sorunlarından, tartışmalarından, başarısızlıklarından ve sevmedikleri insanlardan bahsederler. Saatlerce konuşabilirler, ancak hiçbir zaman “Sen nasılsın?” diye sormazlar. Bunu sorsalar bile, çoğu zaman bu sadece bir nezaket cümlesidir. Cevabınızı gerçekten beklemezler. Siz daha ilk cümlenizi tamamlamadan konuşma yeniden onların hayatına döner. Ve siz onları aradığınızda, birkaç kısa sözle konuşmayı hemen bitirirler. Bu artık dostluk değildir; bu, başka bir insanın duygusal kapasit...