Kayıtlar

Ağustos, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Atatürk’ün Erdoğan’ın Siyasetine Bakışı

Resim
Atatürk’ün Erdoğan’ın Siyasetine Bakışı Atatürk bugün hayatta olsaydı, muhtemelen Erdoğan’ın kendisini nasıl tanımladığına değil, ortaya koyduğu sonuçlara ve icraatlarına daha fazla dikkat ederdi. Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü siyasette bir siyasetçinin tarihî bir şahsiyet hakkında söyledikleri, her zaman o şahsiyetin geride bıraktığı gerçek mirasla örtüşmez. Erdoğan yıllardır Atatürk’ü Türkiye tarihinden silemeyeceğini biliyor. Atatürk yalnızca bir cumhurbaşkanı veya askerî komutan değildi; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve adı ile kimliği cumhuriyetçilik ve laiklikle ayrılmaz biçimde bütünleşmiş bir siyasi hareketin lideriydi. Bu nedenle Erdoğan ile Atatürk arasındaki farklılıkları birkaç cümleyle ifade edilen kişisel saygı veya saygısızlık meselesine indirgemek mümkün değildir. Asıl mesele daha derindir: Erdoğan, Atatürk Cumhuriyeti’nin hangi yönlerini kabul ediyor ve hangilerini değiştirmeye çalışıyor? Bu farkı anlamak için günümüz siyasetçilerinin Atatürk hakkındaki yorum...

Tarih, Müslüman Ülkelerin Sessizliğini Unutmayacak

Resim
Tarih, Müslüman Ülkelerin Sessizliğini Unutmayacak Tarih defalarca göstermiştir ki hiçbir düşman, tek başına bir milleti ya da bir bölgeyi yenemez. Duvarlar yıkılmadan önce içeride çatlaklar oluşur. Dışarıdan gelecek bir saldırıdan önce ise ihmal, bölünme ve sorumsuzluk tehlikenin önünü açar. Düşman her zaman sınırların ötesinde beklemez. Bazen en büyük fırsatları, kendi zayıflıklarımız, iç bölünmelerimiz ve yanlış kararlarımız yaratır. Koruyucuları evi korumak yerine birbirleriyle rekabet eden bir ev, er ya da geç tehlikeye teslim olur. Milletler de bundan farklı değildir. Bir ülkenin veya bölgenin çöküşü her zaman doğrudan bir düşman saldırısıyla başlamaz. Bazen asıl kırılma noktası, iktidar sahiplerinin tarihsel sorumluluklarını unutmasıdır. Ortadoğu'nun Tarihsel Trajedisi Ortadoğu bugün büyük bir tarihsel trajedinin bedelini ödüyor. Bir zamanlar medeniyetin, bilimin, ticaretin ve kültürün önemli merkezlerinden biri olan bu bölge; yıllardır süren savaşların, siyasi bölünmelerin ...

Kanada Hükûmeti: Dünyaya Cömert, Kendi Halkına Kayıtsız

Resim
Kanada Hükûmeti: Dünyaya Cömert, Kendi Halkına Kayıtsız Kanada hükûmeti bugünlerde kendi vatandaşlarının sesinden çok, uluslararası kuruluşların alkışlarını duyuyor gibi görünüyor. Neredeyse her birkaç haftada bir, başka bir ülkeye milyarlarca dolarlık yardım yapılacağına dair yeni bir açıklama geliyor. Sanki bu hükûmetin en önemli görevi, kendi halkının sorunlarını çözmek değil de dünyanın sorunlarını çözmekmiş gibi. Oysa devlet binalarından çıkıp insanların gerçek yaşamına girmek yeterlidir. Orada artık güzel sloganlar yoktur. Kirasını ödeyemeyen aileleri görürsünüz. Belki de hayatları boyunca hiç ev sahibi olamayacaklarını düşünen gençleri görürsünüz. Bir ömür çalıştıktan sonra faturalarına ve sağlık giderlerine endişeyle bakan yaşlıları görürsünüz. Gıda bankalarının önündeki kuyruklar her geçen gün uzuyor ve tam zamanlı çalışan binlerce insan bile hayatını sürdürebilmek için gıda yardımına ihtiyaç duyuyor. İşte bu, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olduğunu iddia eden Kanada...

İnsanların Arasına Duvarı Siyaset Ördü

Resim
  İnsanların Arasına  Duvarı Siyaset Ördü Avrupa'da bir çocuk öldürüldüğünde dünya yas tutuyor. Medya günlerce bunu haber yapıyor, siyasetçiler açıklamalar yayımlıyor ve kamuoyu harekete geçiyor. Ancak Orta Doğu'da, Afrika'da ya da çoğunluğu Müslüman olan diğer ülkelerde binlerce çocuk savaşın yıkıntıları altında hayatını kaybettiğinde, dünyanın büyük bir bölümünde hayal kırıklığı yaratan bir sessizlik hâkim oluyor; sanki bazı insanların hayatı diğerlerinden daha fazla haber değeri taşıyormuş gibi. Bu durum, insanlığın vicdanı önüne derin bir soru koyuyor: İnsan hayatının değeri eşit midir, yoksa onun değerini siyaset mi belirliyor? Ben sıradan insanların birbirine düşman olduğuna inanmıyorum. Düşmanlığı körükleyen siyaset ve devletlerdir. Yıllardır siyasi güçler korku, savaş, propaganda ve çifte standart diliyle milletlerin arasına duvarlar ördüler. İnsanlara, birbirlerini tanımak yerine birbirlerinden korkmayı öğrettiler. Bir kişi İslam adına suç işlediğinde, milyonlarca ...