Kayıtlar

Temmuz 26, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Her telefon görüşmesi özlemden kaynaklanmaz

Resim
Her telefon görüşmesi özlemden kaynaklanmaz Bazı insanlar sizi özledikleri için aramazlar. Onlar sadece kendi yüklerini boşaltmak için sizi ararlar; sizin söylediklerinizi dinlemek için değil. Her telefon görüşmesi özlemden doğmaz. Her “Nasılsın?” sorusu gerçek bir ilgiyle sorulmaz. Bazen insanlar sadece zihinsel ve duygusal yüklerini bırakacak daha iyi bir yer bulamadıkları için sizi ararlar. Sizi gerçekten değer verdiğiniz için seçmezler; sizi seçerler çünkü susacağınızı ve onları dinleyeceğinizi bilirler. Sorunlarından, tartışmalarından, başarısızlıklarından ve sevmedikleri insanlardan bahsederler. Saatlerce konuşabilirler, ancak hiçbir zaman “Sen nasılsın?” diye sormazlar. Bunu sorsalar bile, çoğu zaman bu sadece bir nezaket cümlesidir. Cevabınızı gerçekten beklemezler. Siz daha ilk cümlenizi tamamlamadan konuşma yeniden onların hayatına döner. Ve siz onları aradığınızda, birkaç kısa sözle konuşmayı hemen bitirirler. Bu artık dostluk değildir; bu, başka bir insanın duygusal kapasit...

Şeytan Var Olmasaydı, İnsan Yine de Günah İşler miydi?

Resim
Şeytan Var Olmasaydı, İnsan Yine de Günah İşler miydi? İnsanlar günah hakkında konuştuğunda, çoğu zaman bilinçsizce şeytanı düşünür; sanki bir kişinin yaptığı her yanlışın arkasında onun izi varmış gibi. Peki ya şeytan hiç yaratılmamış olsaydı? Dünya tamamen temiz ve günahsız bir yer mi olurdu? Yoksa şeytan olmasa bile insanlık yine de günaha giden yolu bulur muydu? İslam'a göre şeytanın insanı günah işlemeye zorlayacak bir gücü yoktur. O yalnızca vesvese verir; son karar ise insana aittir. Kur'an da birçok ayette şeytanın kimseyi günaha zorlayamayacağını, sadece çağrıda bulunduğunu; kabul etmenin ya da reddetmenin insanın kendi seçimi olduğunu vurgular. Eğer durum böyleyse, günahın kökenini başka bir yerde aramak gerekir. İnsan, şeytanın vesvesesiyle karşılaşmadan önce kendi içindeki arzularla yüzleşir: kibir, kıskançlık, hırs, öfke, şehvet, bencillik ve güç tutkusu. Bu duygular kontrol altına alınmadığında, hiçbir vesvese olmasa bile insanı doğru yoldan saptırabilir. Belki de...

Azerbaycan'ın Yağmacı Hükûmeti

Resim
Azerbaycan Cumhuriyeti: Görünen İstikrarın Ardındaki Gerçek Azerbaycan Cumhuriyeti, zengin doğal kaynaklara, stratejik bir coğrafi konuma ve kendisini İslami değerlerle tanımlayan bir yönetime sahip bir ülkedir. Ancak insanların günlük yaşamına yakından bakıldığında, çok az kişinin dile getirmeye cesaret ettiği bambaşka bir gerçek ortaya çıkmaktadır. Azerbaycan yönetimi görünüşte İslamidir; fakat ne kendisi dine sağlam temellerle bağlıdır ne de halkın dinle gerçek bir bağ kurmasına imkân tanımaktadır. Din, bu ülkede siyasi bir araç hâline gelmiş; halkın malını ve haklarını kendi adına kullanan sert ve baskıcı bir düzeni gizleyen bir örtüye dönüşmüştür. Halkın servetini kendi kasasına aktaran bir yönetim, adeta bir oyunu andırmaktadır. Evet, Azerbaycan yönetimi  Monopoly  oyununa benzemektedir: Dışarıdan düzenli ve çekici görünen, fakat gerçekte halkın sahip olduğu her şeyi kendi çıkarına alan bir yağma düzenidir. Otellerden evlere, arazilerden insanların en temel yaşam hakları...