Suudi Arabistan: Tanrı'nın Adı ile Güç Siyaseti Arasında(Bölüm 2) Yazar: Gouya Roshan

Suudi Arabistan: Tanrı'nın Adı ile Güç Siyaseti Arasında(Bölüm 2)  

Suudi Arabistan kendisini İki Kutsal Caminin Hizmetkârı ve Koruyucusu olarak tanımlamakta, bayrağında ise kutsal ifadeler taşımaktadır. Ancak bir devlet kendisini din ve kutsallık adına tanımlıyorsa, insanlar ondan sıradan bir devletten beklediklerinden daha fazlasını bekler. Çünkü böyle bir devlet yalnızca ekonomisi, ordusu ya da dış politikasıyla değil, aynı zamanda ahlaki ilkeleri ve insani yaklaşımıyla da değerlendirilir.

Benim sorum şudur: Tanrı'nın adını en yüce sembolik konuma yerleştiren bir devlet, uyguladığı politikalarla yüz binlerce masum insanın acı çekmesine nasıl sebep olabilir?

Yemen savaşı, Suudi Arabistan'ın politikaları açısından en büyük ahlaki sınavlardan biri olmuştur. 2015 yılından bu yana, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'e yönelik askeri müdahalesi; yoksul ve kırılgan bir ülke olan Yemen'de binlerce insanın ölümüne, milyonlarca kişinin ise açlık, hastalık ve yerinden edilme felaketleriyle karşı karşıya kalmasına yol açmıştır.

Yemen'de hayatını kaybeden çocuklar savaş ağası değildi. Evlatlarını kaybeden anneler siyasetçi değildi. Evleri yıkılan insanlar da bölgesel güç mücadelelerinin karar vericileri değildi.

Güç her zaman kendine gerekçeler bulur: güvenlik, düşmanla mücadele ya da ulusal çıkarların korunması. Ancak hiçbir siyasi gerekçe insanın çektiği acıyı ortadan kaldıramaz. Tarih defalarca aynı basit ama zor soruyu sorar: Güçlülerin kararlarının bedelini kim ödedi?

Sorun yalnızca savaş değildir; asıl sorun çelişkidir. Bir devlet dini değerlerden söz ederken, uyguladığı siyasi politikalar nedeniyle masum insanlar kurban oluyorsa, söylem ile eylem arasında derin ve acı verici bir uçurum oluşur.

Tanrı'nın adı, siyasi meşruiyet sağlamak için kullanılmayacak kadar yücedir. Din, insanlığı korumak için vardır; onu güç oyunlarına kurban etmek için değil.

Suudi Arabistan gökdelenler inşa edebilir, büyük servetler biriktirebilir ve siyasi nüfuzunu genişletebilir. Ancak hiçbir servet, savaşlarda hayatını kaybeden çocukların sesini susturamaz.

Tarih siyasi zaferleri kaydedebilir; fakat insanlığın çektiği acıları asla unutmayacaktır.

Çünkü Tanrı'nın adına gösterilen en büyük saygı, onu bir sembolün üzerine yazımak değil, Tanrı'nın yarattığı insanların hayatını korumaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Filistin: Sessizliğin Suç Ortaklığı