Kayıtlar

Temmuz 14, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Terörizm" Kelimesi Siyasi Bir Araca Dönüştüğünde- Yazar: Gouya Roshan ( Güya Aydin)

Resim
Terörizm" Kelimesi Siyasi Bir Araca Dönüştüğünde Günümüz dünyasında en tehlikeli gelişmelerden biri, ağır anlamlar taşıyan kelimelerin tanımlanmadan önce yargılanmasıdır. "Terörizm"  kelimesi, ahlaki ve siyasi açıdan son derece büyük bir yük taşıyan kavramlardan biridir. Bir kişiye, gruba ya da kuruluşa bu sıfat verildiğinde, bu yalnızca siyasi bir anlaşmazlık anlamına gelmez; aynı zamanda o kişi ya da yapının davranışları, amaçları ve yöntemleri hakkında son derece ciddi bir suçlamayı ifade eder. İran Devrim Muhafızları Ordusu (Sepah Pasdaran) hakkında da yıllardır kapsamlı tartışmalar sürmektedir. Bazı devletler ve İran İslam Cumhuriyeti'nin muhalifleri, bu yapıyı terör örgütü olarak görmekte ve İran içindeki ve bölgedeki faaliyetlerini, özellikle askerî ve siyasi rolünü sert biçimde eleştirmektedir. Buna karşılık, başka bir kesim ise bu nitelendirmenin daha çok siyasi bir karar olduğunu ve dünyanın her yerinde aynı ölçütlere göre değerlendirilmesi gerektiğini savu...

Vicdan da Yaşlanabilir mi? Yazar: Gouya Roshan ( Güya Aydin)

Resim
Vicdan da Yaşlanabilir mi? Biz genellikle yaşlılığı yüzdeki kırışıklıklardan, beyaz saçlardan ya da ağırlaşan adımlardan anlarız. Oysa belki de insanın en yaşlı kısmı bedeni değil, vicdanıdır. Vicdan bir zamanlar haykırır. Yalandan rahatsız olur, zulüm karşısında huzursuzlanır ve adaletsizlik karşısında yanar. Ama sesi defalarca görmezden gelinirse, zamanla yorulur; ölmez, yaşlanır. Yaşlanmış bir vicdan artık haykırmaz; sadece seyreder. İnsan başlangıçta söylediği küçük bir yalandan bile vicdan azabı çeker. Sonra o yalan günlük bir alışkanlığa dönüşür. Bir zamanlar aç bir insanı görmek uykularını kaçırırken, bugün savaşın, kıtlığın ve ölümün binlerce görüntüsünün yanından sadece telefon ekranını kaydırarak geçer. İşte bu normalleşme, vicdanın yaşlanmasının en tehlikeli belirtisidir. Toplumların da yaşlanmış bir vicdanı olabilir. Her gün yolsuzluk haberleri duyup artık şaşırmayan; her gün adaletsizlikten söz edip artık öfkelenmeyen; her gün yalanlara tanık olup bunları hayatın doğal bir...

Tanrı gerçekten sessiz mi kaldı? ? Yazar: Gouya Roshan (Güya Aydin)

Resim
?  Tanrı gerçekten sessiz mi kaldı? İnsanların derin acı ve umutsuzluk içinde gökyüzüne bakıp,  "Tanrım, neden sessizsin?"  diye sorduklarını sık sık duyarız. Bu soru yüzyıllardır insanların dudaklarında yankılanmaktadır: savaş meydanlarında, hastane yataklarının başında, sevdiklerinin mezarları başında ve bütün umutların tükendiği gecelerde. Peki, Tanrı gerçekten sessiz mi? Yoksa biz hayatın gürültüsüne öylesine kapıldık ki artık O'nun sesini duyamıyor muyuz? Bugünün dünyası her zamankinden daha gürültülü. Rekabet, servet, şöhret, güç, reklamlar, sosyal medya ve sayısız bitmek bilmeyen arzular kalplerimizi öylesine doldurdu ki, içimizdeki hakikatin o sessiz ve ince sesini duymaya artık fırsat kalmadı. Eğer Tanrı gerçekten yarattıklarıyla iletişim kurmak isteseydi, bunu elbette yüksek bir sesle yapmazdı. Belki de O'nun mesajı, seher vaktinin sessizliğinde, çocuğu için dua eden bir annenin gözyaşlarında, ihtiyaç sahiplerine fedakârca uzanan bir elde, yaptığı bir hatada...

Bir ailenin birlikte yaşlanması ne kadar acı vericidir..Yazar: Gouya Roshan (Güya Aydin)

Resim
Bir ailenin birlikte yaşlanması ne kadar acı vericidir   Yaşlanmak yalnızca saçların beyazlaması ya da ellerin titremesi değildir. Yaşlılık, bir zamanlar kahkahalarla, koşuşturmalarla ve neşeli seslerle dolu olan bir evin yavaş yavaş sessizliğe gömülmesiyle başlar. Bir gün gelir; baba artık eskisi kadar güçlü değildir, anne geçmişe göre daha yavaş yürür, kardeşlerin yüzünde zamanın izleri belirir ve hatta kahkahaların sesi bile başka bir anlam taşımaya başlar. Bir ailenin hep birlikte yaşlanması ne kadar zor... Çocukken anne ve babamızın sonsuza dek bizimle kalacağını sanırdık. Her gün etrafında toplandığımız sofranın hiç kalkmayacağını düşünürdük. Oysa zaman kimseden izin istemez. Hepimizin içinden sessizce geçer. Kırışıklıklar, beyaz saçlar, bastonlar, gözlükler ve ilaçlar yavaş yavaş evin ayrılmaz misafirleri olur. Kendi yaşlanmamızdan daha acı olan, sevdiklerimizin yaşlanışını seyretmektir. Bir zamanlar evin direği olan annenin artık ayağa kalkmak için yardıma ihtiyaç duyması.....

İran mı, Türkiye mi? Yazar: Gouya Roshan (Güya Aydin)

Resim
İran mı, Türkiye mi? Bana, Erdoğan hükümetine mi yoksa İran hükümetine mi oy vereceğim sorulursa, cevabım hiç tereddütsüz  İran  olur. Bunu İran'ı kusursuz gördüğüm için söylemiyorum. Farklı ülkelerde yaşarken edindiğim deneyimlere göre hiçbir devlet kusursuz değildir. Ancak en azından İran devleti, söylediği şeyin arkasında duruyor. Katılalım ya da katılmayalım, duruşunu açıkça ortaya koyuyor ve kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmıyor. Beni Erdoğan hükümetine karşı kuşkulu yapan şey yalnızca politikaları değil, aynı zamanda sürekli değişen söylemi ve görüntüsüdür. Bir konuşmada kendisini belirli bir davanın savunucusu olarak tanıtıyor, kısa süre sonra ise aldığı başka bir kararla aynı imajı sorgulatıyor. Bana göre bu sürekli değişim, fikir ayrılıklarının kendisinden daha ağır basıyor. İnsan, duruşunu açıkça ortaya koyan biriyle, her gün yeni bir maske takan birinden daha kolay anlaşabilir. Gerçek ne kadar acı olursa olsun, hoş görünen bir görüntüden daha değerlidir....