Son Ev; Herkesin Sonunda Varacağı Mezarlık

Son Ev; Herkesin Sonunda Varacağı Mezarlık

Her sabah gözlerimizi açtığımızda, geçici bir ölümden geri döneriz. Sonunu görme garantisi olmayan bir geceyi geride bırakmış oluruz. Binlerce insan bizim başladığımız aynı geceye başladı, ancak güneşin doğuşunu hiç göremedi. Biz kendi gücümüzle değil, Allah’ın bize bir fırsat daha vermesi sayesinde uyandık.

Ve buna rağmen, bu hediyeyi ne kadar çabuk unuturuz.

Bir kez daha hayatın gürültüsü içinde kendimizi kaybederiz. Daha fazlasına sahip olmak için koşarız, ilerlemek için mücadele ederiz, bazen kalpleri kırarız, bazen içimizde kin taşırız ve çoğu zaman ölümü sanki yalnızca başkaları için yazılmış gibi yaşarız.

Ne kadar gariptir. Her gün ölüme benzeyen bir uykudan uyanırız, fakat bir gün başka bir uykunun geleceğine hâlâ inanmak istemeyiz; öyle bir uyku ki ardından bu dünyada bir daha uyanış olmayacaktır.

Bir gün gelecek; sevdiklerimize son kez sarılacağız, gökyüzüne son kez bakacağız ve son nefesimizi vereceğiz. O gün hiçbir servet bize bir dakika daha satın alamayacak. Ne güç, ne şöhret, ne de makam o yolculuğu erteleyebilecek.

O anda her şey geride kalacak: yıllarımızı harcayarak inşa ettiğimiz evler, huzurumuzu feda ederek biriktirdiğimiz servet ve yarattıkları nefrete hiçbir zaman değmeyen tartışmalar.

Bize eşlik edecek tek şey, iyi amellerimiz olacaktır: tuttuğumuz eller, sildiğimiz gözyaşları, huzur verdiğimiz kalpler, koruduğumuz haklar, birinin yüzünde oluşturduğumuz gülümsemeler ve karşılığında hiçbir şey beklemeden sunduğumuz iyilikler.

Belki de her sabah güne başlamadan önce kendimize şu soruyu sorsaydık:
"Eğer bugün hayatımın son günü olsaydı, nasıl yaşamayı seçerdim?"
birçok kararımız değişirdi. Daha kolay affeder, daha içten sever, daha az yargılar ve sadece daha insan olurduk.

Hayat; nefret, gurur ve düşmanlıkla harcanamayacak kadar kısadır. Günler birbiri ardına geçer ve sonunda fark ederiz ki "bir gün" yapacağımızı düşündüğümüz birçok şey artık imkânsızdır; çünkü o gün hiç gelmemiştir.

Çok geç olmadan, bu dünyada iyilikten bir iz bırakalım. Çünkü gözlerimiz sonsuza dek kapandığında, hiç kimse bize ne kadar biriktirdiğimizi sormayacak. Önemli olan ne kadar verdiğimiz, ne kadar derinden sevdiğimiz ve insan olarak ne kadar inançla yaşadığımız olacaktır.

Ne mutlu bu dünyadan ayrılırken yanında iyilikten başka hiçbir şey götürmeyene.

Yazar: Gouya Roshan

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Filistin: Sessizliğin Suç Ortaklığı