Vicdan da Yaşlanabilir mi? Yazar: Gouya Roshan ( Güya Aydin)
Vicdan da Yaşlanabilir mi?
Biz genellikle yaşlılığı yüzdeki kırışıklıklardan, beyaz saçlardan ya da ağırlaşan adımlardan anlarız. Oysa belki de insanın en yaşlı kısmı bedeni değil, vicdanıdır.
Vicdan bir zamanlar haykırır. Yalandan rahatsız olur, zulüm karşısında huzursuzlanır ve adaletsizlik karşısında yanar. Ama sesi defalarca görmezden gelinirse, zamanla yorulur; ölmez, yaşlanır.
Yaşlanmış bir vicdan artık haykırmaz; sadece seyreder.
İnsan başlangıçta söylediği küçük bir yalandan bile vicdan azabı çeker. Sonra o yalan günlük bir alışkanlığa dönüşür. Bir zamanlar aç bir insanı görmek uykularını kaçırırken, bugün savaşın, kıtlığın ve ölümün binlerce görüntüsünün yanından sadece telefon ekranını kaydırarak geçer.
İşte bu normalleşme, vicdanın yaşlanmasının en tehlikeli belirtisidir.
Toplumların da yaşlanmış bir vicdanı olabilir. Her gün yolsuzluk haberleri duyup artık şaşırmayan; her gün adaletsizlikten söz edip artık öfkelenmeyen; her gün yalanlara tanık olup bunları hayatın doğal bir parçası olarak kabul eden bir toplum... Böyle bir toplum hâlâ yaşıyor olabilir, ama vicdanı çoktan yaşlanmıştır.
Güç de, denetlenmediğinde vicdanı yaşlandırır. Her geçen gün daha fazla yetki elde eden ve kimse tarafından hesap vermeye zorlanmayan kişi, zulmü "yönetsel bir karar", yalanı "bir gereklilik", muhalifleri susturmayı ise "düzeni korumanın yolu" olarak adlandırmaya başlar. Sorun, vicdanın itiraz etmeyi bıraktığı gün başlar.
Ama vicdanı yıpratan yalnızca siyaset değildir. Bazen aile, iş ortamı, önyargılar, kişisel çıkarlar ya da hatta sessizliğimiz, ahlaki duyarlılığımızdan her gün biraz daha eksiltir. Vicdan bir anda yaşlanmaz; gerçeği görüp de görmezden geldiğimiz her seferinde birkaç yıl daha yaşlanır.
Yine de vicdan, bedenden çok farklıdır. Beden asla yeniden gençleşmez; ama vicdan yeniden uyanabilir.
Bazen bir cümle, bir bakış, bir çocuk, zulme uğramış bir insan ya da içtenlikle kabul edilmiş bir hata, yılların tozunu vicdandan silebilir. İnsan yeniden başkalarının acısını hisseder, yeniden yalandan utanır ve artık adaletsizliğe kayıtsız kalamaz.
Belki de insanın en büyük başarısı servet, şöhret ya da güç sahibi olmak değildir; yıllar geçse de vicdanını yaşlandırmamış olmaktır.
Çünkü vicdanı yaşlanmış bir insan hâlâ nefes alıyor olabilir; ama artık hayatı gerçekten hissedemez.

Yorumlar