Kayıtlar

Müslümanlara Yönelik Şiddet Neden Dünya İçin Acı Verici Değil?

Resim
Müslümanlara Yönelik Şiddet Neden Dünya İçin Acı Verici Değil ? Dünya genelindeki en kaygı verici meselelerden biri, Müslümanlara yönelik katliam ve ayrımcılıktan kaynaklanan şiddettir. Bu şiddet ve eşitsizlik, Orta Doğu'nun birçok bölgesinde, örneğin Gazze Şeridi'nde, Kudüs'te, Yemen'de, Sudan'da, Rohingyalar arasında ve İran'da açıkça görülmektedir. Gazze Şeridi'ndeki şiddet 7 Ekim 2023 veya yakın geçmişle sınırlı değildir; aksine Filistinlilerin 75 yılı aşkın süredir maruz kaldığı zulüm, yerinden edilme, işgal, katliam ve zorunlu göç ile iç içe geçmiştir. Bu süreç, 1948 Nekbe'siyle başlamış ve Filistinli nesilleri şiddet ve yerinden edilme döngüsünün içine sürüklemiştir. Birleşmiş Milletler, Nekbe'yi 1948 savaşı sırasında Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi ve kitlesel göçü olarak tanımlamaktadır. Eğer soykırımı tek bir olaydan ziyade tarihsel bir süreç olarak ele alırsak, Filistin tarihi 7 Ekim 2023'te başlayamaz. Bugün Gazze Şeridi'n...

Yıkıntılar Arasından Bir Çığlık: Dünyanın Unuttuğu Ruhlar

Resim
 Yıkıntılar Arasından Bir Çığlık: Dünyanın Unuttuğu Ruhlar Bugün Gazze'nin yıkıntıları arasından çıkanlar yalnızca savaş kurbanlarının kalıntıları değil, aynı zamanda Siyonist rejimin ve destekçilerinin işlediği suçların, sonuçları açıkça görülebilen canlı kanıtlarıdır. Birleşmiş Milletler'in bir raporuna göre, yıkılmış binaların enkazı altında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 630'dan fazla ceset bulunmuştur. Milyonlarca ton enkazın altında ise 8.000'den fazla kişinin hâlâ gömülü olduğu tahmin edilmektedir. Birleşmiş Milletler, kanıtların toplanması ve korunması amacıyla uluslararası soruşturmacıların Gazze Şeridi'nin tamamına girmesi çağrısında bulunmuştur. Bu korkunç felaket, insan vicdanını uyandırmış ve Gazze'deki insani felaketin devasa boyutlarını ortaya çıkarmıştır. Yardım kuruluşlarının ve Gazze Sağlık Bakanlığı'nın resmi raporlarına göre, yıkımın eşi görülmemiş boyutlara ulaşması ve enkazı kaldırmak için gerekli kaynak ve ekipmanların bul...

Küresel Sessizliğin Ortasında Sessiz Bir Çığlık

Resim
 Küresel Sessizliğin Ortasında Sessiz Bir Çığlık Modern tarihte “Filistin” adı, uzun zamandır işgal edilmiş bir toprak olarak taşıdığı coğrafi anlamın ötesine geçmiştir; İslam dünyasında derin bir yarayı ve insan haklarının çiğnenmesinin kanıtını temsil etmektedir. 75 yılı aşkın bir süredir bu kutsal topraklar Müslüman erkeklerin, kadınların ve çocukların kanıyla lekelenmektedir. Filistin trajedisi, yalnızca Siyonist rejimin vahşeti nedeniyle değil, aynı zamanda uluslararası toplumun Müslümanlara yönelik soykırım ve toplu katliamlar karşısındaki ölümcül, fırsatçı ve ikiyüzlü sessizliği nedeniyle bölgesel bir krizden çağımızın en yürek parçalayıcı ahlaki trajedilerinden birine dönüşmüştür. Şaşırtıcı biçimde, bu yüzyılda insan haklarının coşkulu savunusu, bir halkın yalnızca sakinleri Müslüman olduğu için yaşamını ve inançlarını uluslararası siyasi sahnede değersiz hâle getirmektedir. Bu durum, modern tarihte Müslümanlara karşı gerçekleştirilen en büyük ve en uzun soykırım karşısında...

Seçici Ahlak: Siyaset Yaşamın Değerini Belirlediğinde

Resim
Seçici Ahlak: Siyaset Yaşamın Değerini Belirlediğinde   Bir ülke, hayvanları açlıktan kurtarmak için helikopterlerle havadan yiyecek bırakabilir; ancak aynı ülke katliamlar, ailelerin yok edilmesi ve Müslümanların haklarının ihlal edilmesi karşısında sessiz kalır. Bu çelişki artık yalnızca insani bir mesele değil, siyasi ve ahlaki bir meseledir. Soru, hayvanlara neden yiyecek verildiği değildir. Tam tersine, hayvanların refahını gözetmek yaşama saygının bir göstergesidir ve bunda hiçbir sakınca yoktur. Asıl soru, birçok hükümetin dış politikasında yaşama yönelik bu saygının neden bütün insanlar için eşit şekilde uygulanmadığıdır. Eğer bir hayvanın hayatı değerliyse, bir insanın hayatının değeri nasıl onun dini, milliyeti, etnik kökeni veya siyasi bağlılığı temelinde belirlenebilir? Bu durum, insan hakları meselesini gündeme getirmektedir; ilke olarak siyasi sınırların ve ulusal çıkarların ötesine geçmesi gereken bir kavramdır. Ancak uygulamada insan hakları, bir yerde yüksek sesle ...

İran'a dayatılan bir savaş, ABD'de sona ermeyecek.

Resim
İran'a dayatılan bir savaş, ABD'de sona ermeyecek. İran’a dayatılan bir savaş bu ülkenin sınırlarıyla sınırlı kalmayacak, ABD topraklarına da taşınacaktır. Trump bu çatışmayı başlatmış olsa da, sonucu artık onun elinde değildir; çünkü Washington ne İran’ı teslim olmaya zorlayabilmiş ne de bu başarısızlığını medya propagandasıyla gizleyebilmiştir. Siyasi irade tek başına bu krizi çözmeye yetmez ve Washington’ın savaşın nihai sonucunu yönlendirecek fiilî bir kozu bulunmamaktadır; çünkü meselenin anahtarı askerî ayrıntılarda değil, “gerçek güç” ile “algılanan güç” arasındaki farkta yatmaktadır. Trump şimdi kendi hesaplarının ötesinde bir meydan okumayla karşı karşıyadır: İran Washington’ın şartlarını kabul etmezse —ki bunun neredeyse kesin olduğu söylenebilir— Amerika Birleşik Devletleri’nin önünde iki seçenekten fazlası yoktur: ya geri çekilecek ya da yıpratma savaşını sürdürecektir. Bu iki yoldan herhangi birinin seçilmesi, ABD’nin yenilgiyi resmen kabul etmesi anlamına gelecek...

Britanya; Kanada Üzerindeki Baskı Karşısında Sessizlik Nereye Kadar?

Resim
Britanya; Kanada Üzerindeki Baskı Karşısında Sessizlik Nereye Kadar? Kanada ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilimlerin giderek arttığı bir dönemde, Britanya’nın tutumuna ilişkin ciddi bir siyasi soru ortaya çıkıyor: Washington’ın en yakın ortaklarından biri üzerindeki baskısı karşısında Londra ne kadar daha açık ve net olmalıdır? Bu, Britanya’dan Amerika Birleşik Devletleri ile karşı karşıya gelmesini istemek anlamına gelmiyor. Londra ile Washington arasındaki ilişki Britanya açısından stratejik öneme sahiptir ve iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik alanlarındaki iş birliği derin ve kapsamlıdır. Ancak dış politika yalnızca güvenlik ve ekonomik kaygılardan ibaret değildir; siyasi güvenilirlik ve ilkelere bağlılık da bunun bir parçasıdır. Kanada ve Britanya yalnızca diplomatik ilişkilere sahip iki ülke değildir. İki ülke arasındaki ekonomik, siyasi, güvenlik ve insani ilişkiler hâlâ kapsamlıdır ve 1 Eylül 2026 itibarıyla Britanya’nın CPTPP’ye katılımına ilişkin protokolü...

İran İslam Cumhuriyeti Gurur Kaynağımızdır

Resim
İran İslam Cumhuriyeti Gurur Kaynağımızdır Her şeyden önce şunu kabul etmek gerekir ki siyaset yalnızca sloganlarla değerlendirilemez; gerçek değeri, bir ülke baskı altında kaldığında ve teslimiyet ile direniş arasında bir seçim yapmak zorunda olduğunda ortaya çıkar. Bir milletin gerçek değeri, tam da ulusal karar alma süreçleri üzerinde dış baskı uygulandığı ve liderliğin bağımsızlığın avantajları ile teslimiyetin sonuçlarını tartmak zorunda kaldığı anlarda ortaya çıkar. Hiçbir koşulda siyasi bağımsızlığından vazgeçmeyen bir ülke, saygıyı ve takdiri hak eder. İran hükümeti, büyük bir baskıyla karşı karşıya kaldığında teslimiyet yerine direnişi tercih etmiştir. Bu artık yalnızca siyasi bir tutum meselesi değil; sevgili vatanımız İran’ın onuru, bağımsızlığı ve kendi kaderini tayin etme hakkı meselesidir. Bir süper gücün kendi iradesini diğer milletlere dayatmaya çalıştığı bir dünyada, direnç göstermek büyük bir değer taşır. İran hükümeti, yıllardır süren siyasi, ekonomik ve güvenlik bas...