Yıkıntılar Arasından Bir Çığlık: Dünyanın Unuttuğu Ruhlar

 Yıkıntılar Arasından Bir Çığlık: Dünyanın Unuttuğu Ruhlar

Bugün Gazze'nin yıkıntıları arasından çıkanlar yalnızca savaş kurbanlarının kalıntıları değil, aynı zamanda Siyonist rejimin ve destekçilerinin işlediği suçların, sonuçları açıkça görülebilen canlı kanıtlarıdır. Birleşmiş Milletler'in bir raporuna göre, yıkılmış binaların enkazı altında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 630'dan fazla ceset bulunmuştur. Milyonlarca ton enkazın altında ise 8.000'den fazla kişinin hâlâ gömülü olduğu tahmin edilmektedir. Birleşmiş Milletler, kanıtların toplanması ve korunması amacıyla uluslararası soruşturmacıların Gazze Şeridi'nin tamamına girmesi çağrısında bulunmuştur.

Bu korkunç felaket, insan vicdanını uyandırmış ve Gazze'deki insani felaketin devasa boyutlarını ortaya çıkarmıştır. Yardım kuruluşlarının ve Gazze Sağlık Bakanlığı'nın resmi raporlarına göre, yıkımın eşi görülmemiş boyutlara ulaşması ve enkazı kaldırmak için gerekli kaynak ve ekipmanların bulunmaması nedeniyle binlerce kayıp kişinin kalıntıları hâlâ tespit edilememiş veya bulunamamıştır. Bu yıkıcı felaket, Gazze'yi modern tarihin en büyük toplu mezarlarından birine dönüştürmüştür.

Soykırım. Gazze'deki Müslümanlar yalnızca bombardıman altında değil; aynı zamanda Siyonist rejimin acımasız ve içi boş siyasi açıklamalarının, sonuçsuz toplantıların ve geniş kapsamlı medya propagandasının da hedefi durumundadır. Bu izole edilmiş Gazze Şeridi'nde, yüzyılın en yıkıcı felaketi toprak ve beton dağlarının altında sessizlik içinde gömülmektedir. Bu rakamlar artık yalnızca soğuk istatistiklerden ibaret değildir; isimleri, hayalleri ve bir zamanlar hayatını kaybedenlere ait olan evleri taşımaktadır. O evlerin çatıları bugün mezar taşı görevi görmektedir.

Enkaz altında gömülü 8.000 kayıp kişiden söz ettiğimizde, dünya tarafından görmezden gelinen sessiz ve dağılmış bir ordudan söz ediyoruz. Yerel ve uluslararası yetkililer, Gazze'deki yardım kuruluşlarının bombardıman ve devam eden abluka nedeniyle oluşan enkazı kaldırmak için gereken en temel malzeme ve yakıttan dahi yoksun olduğunu defalarca dile getirmiştir.

Medya raporlarına ve Birleşmiş Milletler değerlendirmelerine göre, kurtarma ekiplerine yeterli destek verilmemesi nedeniyle ceset kalıntılarını mevcut hızla aramak yıllar sürebilir. Bu da on binlerce ailenin ölümün gölgesinde yaşamaya devam edeceği ve sevdiklerini onurlu bir şekilde toprağa verme özlemi taşıyacağı anlamına geliyor. Ancak bu hikâyenin en yürek burkan yönü uluslararası toplumun sessizliğidir.

Yirmi birinci yüzyılda, dünyanın en gelişmiş teknolojilerinin bombaları yönlendirmek ve binaları yıkmak için kullanılmasını nasıl kabul edebiliriz; buna karşılık enkaz altında mahsur kalan insanları kurtarmak teknoloji ve irade eksikliğiyle karşı karşıya kalıyor?

Filistin Kayıp Kişiler Merkezi, Kızılhaç ve Birleşmiş Milletler'den defalarca acil müdahale talebinde bulunmuştur. Ancak şimdiye kadar bu çağrılar, uluslararası bürokrasinin kayıtsızlığı ve siyasi vetolarıyla karşı karşıya kalmıştır.

İstatistiklerin Ötesinde: Yeni Suçların Uçurumu

Gazze Şeridi'ndeki kayıp kişi sayısı, kasıtlı bir stratejiye işaret etmektedir: yaşama dair bütün izleri silmek ve bir halkın tarihini yok etmek. Yüzlerce yerinden edilmiş kişiyi barındıran El-Nusra Cephesi mülteci kampındaki yüksek binalar gibi mülteci kamplarına yönelik şiddetli saldırılar, hedefin askeri bir çatışmanın ötesine geçtiğini göstermektedir; bu açıkça soykırımdır.

Gazze Şeridi'nin enkazı altında 8.000'den fazla kişinin mahsur kalmış olması, insan hakları savunucularına yönelik derin bir hakaret niteliğindedir. Gazze'nin bugün ihtiyacı olan şey içi boş sözler değil; ağır iş makinelerinin derhal bölgeye gönderilmesi, ablukanın kaldırılması, bu insani felaketin sona erdirilmesi ve ölülerin huzur içinde yatmasına, yaşayanların ise yas tutmasına izin verilmesidir.

Yazar: Gouya Roshan

Tüm hakları saklıdır.


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Kendime Dönüşün Sessiz Hikâyesi