Kişiliksiz şöhret
Benim için bir sanatçının değeri yalnızca güzel bir ses, iyi bir performans, şöhret ya da servetten ibaret değildir. Bir sanatçı, ancak sanatının yanı sıra insani bir karaktere de sahip olduğunda gerçekten değerlidir.
Ancak bazen insanlar şöhretlerine o kadar kapılırlar ki, bulundukları konumu kime borçlu olduklarını unuturlar.
Bülent Ersoy da bunun örneklerinden biridir; belirtmek gerekir ki, kendisine hiçbir zaman şöhreti nedeniyle hayranlık duymadım.
Elbette benim sorunum onun farklı olması değil. Herkesin kendi yaşam tarzı vardır. Sorun, bu farklılığın kişiyi kibirle dolduran bir davranışa dönüşmesiyle başlar.
Bu açıdan bakıldığında, Bülent Ersoy’un konserinde yaşanan son olay benim için anlaşılır değildir. Mesele yalnızca konserde bulunan insanlar ya da birkaç sert söz değildir. Asıl soru şudur: Başarısını halka borçlu olan bir sanatçının, halka hakaret etmeye hakkı var mıdır?
Bir sanatçı yıllardır bu mesleğin içinde olabilir ve büyük bir servet edinmiş olabilir; ancak bunların hiçbiri onun karakterini belirlemez. Bir sanatçının gerçek karakteri, şöhrete ulaştığında bile alçakgönüllü kalıp kalmadığında ortaya çıkar.
Bir sanatçının sahnedeki davranışı, yalnızca küçük bir seyirci kitlesinin karşısında performans sergileyen bir kişinin davranışı değildir. Sahne arkasında yıllardır onu destekleyen ve şöhrete ve servete ulaşmasına yardımcı olan insanlar vardır. Bu nedenle hiç kimsenin, dünyanın en ünlü ve en zengin sanatçıları bile olsa, başkalarını aşağılamaya veya hakaret etmeye hakkı yoktur.
Şöhret, hakaret etme ruhsatı değildir.
Bir sanatçı bir yıldız olabilir; ancak şöhret onun insanlığını yok etmemelidir. Çünkü gerçek bir sanatçı, ölümünden sonra bile karakteriyle saygıyı hak eden kişidir.
Yazar: Gouya Roshan – Tüm Hakları Saklıdır

Yorumlar