Sorunun Sadece Çocuk Olmadığı, Farklılığı Kabul Etmeyen Bir Toplum Olduğu Yer Yazar: Gouya Roshan

Sorunun Sadece Çocuk Olmadığı, Farklılığı Kabul Etmeyen Bir Toplum Olduğu Yer  


Otizm, serebral palsi veya başka bir engeli olan bir çocuk yalnızca fiziksel ya da psikolojik bir zorlukla karşı karşıya değildir; onlar ve aileleri çoğu zaman daha büyük bir sorunla karşılaşırlar: toplumun bakış açısıyla.

Birçok insan bu çocukların hayatındaki en büyük sorunun otizmin veya engelliliğin kendisi olduğunu düşünür. Ancak gerçekte daha büyük baskı çoğu zaman başka bir yerden kaynaklanır: cehaletten, önyargıdan ve toplumsal kabul eksikliğinden.

Özel gereksinimleri olan bir çocuk, her şeyden önce bir çocuktur. Diğer tüm çocuklar gibi onların da oyun oynama, gülme, parka gitme, sosyal hayata katılma, arkadaş edinme ve bu dünyaya ait olduğunu hissetme hakkı vardır. Ancak bazen toplumun davranışları, ailelerin bu basit ve doğal haklardan uzaklaşmasına neden olur.

Ben bu çocukların yüzlerinde yalnızca sınırlılıkları görmedim; tüm çocuklar gibi sevgiye, ilgiye, oyuna ve fark edilmeye ihtiyaç duyan çocuklar gördüm. Beni en çok rahatsız eden şey onların farklılığı değildi; toplumun bazen onlar ile diğer insanlar arasında oluşturduğu mesafeydi.

Engelli ve otizmli çocuklar için bir gündüz bakım merkezini ziyaret ettiğimde, birçok insanın görmediği gerçeklerle karşılaştım. İmkânların yetersizliği, bakım koşulları ve desteğin eksikliği açıkça görülüyordu; ancak en acı verici olan, ailelerin sözleriydi.

Birçoğu yalnızca çocuklarına bakım vermenin zorluklarından değil, toplumun yaklaşımından ve hatta bazen bazı aile bireylerinin davranışlarından da şikâyet ediyordu. Çocuklarının geleceğiyle ilgili endişelerinin yanında, bakışlarla, önyargılarla ve yalnızlık duygusuyla da mücadele etmek zorunda kalıyorlardı.

Bazen aileler parklardan, eğlence merkezlerinden veya kamusal alanlardan uzak duruyorlar; bunun nedeni çocuklarını toplum içinde görmek istememeleri değil, diğer insanların tepkilerinden korkmalarıdır. Bakışlar, rahatsız edici sorular veya haksız yargılar, basit bir aile gezisini stresli ve acı verici bir deneyime dönüştürebilir.

Bu durum özellikle maddi imkânları sınırlı aileler için daha zordur. Özel okulları, uzman destek programlarını veya ek hizmetleri karşılayamayanlar çoğu zaman daha büyük bir baskıyla karşı karşıya kalırlar. Böyle durumlarda sosyal desteğin eksikliği, ailenin kaygısını ve duygusal yorgunluğunu artırabilir.

Bu gerçeklere Türkiye, Irak ve Azerbaycan’da bizzat tanık oldum. Elbette her toplumun kendine özgü özellikleri ve sorunları vardır; ancak ortak bir nokta bulunmaktadır: Toplumsal farkındalığın daha düşük olduğu yerlerde, çocuğun ve ailenin üzerindeki yük daha da ağırlaşır.

Buna karşılık, birçok Avrupa ülkesinde, Kanada’da ve bazı diğer toplumlarda özel gereksinimli çocuklar için koşullar çoğu zaman daha kolaydır. Bunun nedeni orada otizm veya engelliliğin olmaması değil; toplumun farklılıklara daha fazla açık olmasıdır. Kamu bilinci, kapsayıcı okullar, erişilebilir alanlar ve engelli bireylere yönelik daha fazla anlayış, çocukların ve ailelerin kendilerini daha az yalnız hissetmelerini sağlar.

Elbette hiçbir toplum mükemmel değildir ve özel gereksinimli çocukları olan aileler her yerde zorluklarla karşılaşır. Ancak temel fark, bir toplumun önlerindeki engelleri kaldırmak için ne kadar çaba gösterdiğinde yatmaktadır.

Otizmli veya engelli çocuklar ve aileleri özel ayrıcalıklar istemiyorlar. Onlar sadece herkes gibi yaşamak istiyorlar: dışlanma korkusu olmadan, utanmadan ve toplumdan saklanmak zorunda kalmadan.

Medenî bir toplum; yüksek binaları, gelişmiş teknolojisi veya ekonomik gücüyle ölçülmez. Asıl ölçüt, en fazla anlayışa, desteğe ve fırsata ihtiyaç duyan insanlara nasıl davrandığıdır.

Ben bu çocuklarda engel görmedim; sevgiye, fırsatlara ve yaşamaya değer insanlar gördüm.

Belki de en büyük değişim, toplum farklı olmanın birini dışlamak için bir neden olmadığını; bunun insan yaşamının doğal bir parçası olduğunu anladığında başlayacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Filistin: Sessizliğin Suç Ortaklığı