Herkes Sadece Bir Günlüğüne Gerçeği Söyleseydi Ne Olurdu? Yazar: Gouya Roshan( Güya Aydin)
Herkes Sadece Bir Günlüğüne Gerçeği Söyleseydi Ne Olurdu?
Ya herkes sadece bir günlüğüne gerçeği söyleseydi? Dünya yıkılır mıydı, yoksa sonunda kurtulur muydu?
İlk bakışta bu soru basit gibi görünebilir. Ancak kimsenin yalan söyleyemediği tek bir günü hayal edersek, dünya artık bugün bildiğimiz dünya olmayacaktır.
Yıllardır gülümsemelerin, sessizliklerin ve zorunlu kabullenişlerin ardında saklanan sözler bir anda dile döküleceği için birçok evlilik sona ererdi. Nezaket, çıkar ya da alışkanlık üzerine kurulmuş dostluklar o gün dağılırdı. Siyaset, ticaret, reklamcılık ve hatta birçok iş ilişkisi, yıllardır kaçtıkları gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalırdı.
Peki bu, gerçeğin tehlikeli olduğu anlamına mı gelir?
Belki de hayır. Asıl tehlikeli olan, defalarca tekrarlandığı için artık normal görünmeye başlayan büyük ve küçük yalanların içinde yaşamaya alışmış olmamızdır. Bazen başkalarını incitmemek için yalan söyleriz, bazen bulunduğumuz konumu korumak için gerçeği gizleriz, bazen de sadece kabul görmek uğruna aslında bize ait olmayan bir yüz takarız.
Oysa yalan yalnızca gerçeğe aykırı söylenmiş bir cümle değildir. Bazen uzun bir sessizlik, sahte bir tebessüm, tutulmayacak bir söz ya da artık sevgi kalmadığı hâlde seviyormuş gibi davranmak da bir yalandır. İnsanların çoğu, başkalarına karşı olduğundan daha çok kendilerine karşı dürüst değildir. Kalplerinin çoktan terk ettiği bir hayatın, bir işin, bir ilişkinin ya da bir inancın içinde yıllarca yaşamaya devam ederler.
Eğer herkes sadece bir günlüğüne gerçeği söyleseydi, dünya o gün büyük bir kaosa sürüklenebilirdi. Ama belki de o kaos, gerçek iyileşmenin başlangıcı olurdu. Nasıl ki doğru teşhis konulmadan hiçbir hastalık tedavi edilemezse, en derin yaralarını yalanların altında saklayan hiçbir toplum da iyileşemez. Yıllardır gizli çatlaklar üzerinde ayakta duran bir bina, o çatlaklar görünür hâle geldiğinde yıkılabilir; fakat ancak o zaman daha sağlam bir temel üzerine yeniden inşa edilebilir.
Belki de asıl soru, dünyanın bir gün boyunca mutlak gerçeğe dayanıp dayanamayacağı değildir. Asıl soru şudur: Eğer gerçek dünyayı sarsabilecek kadar güçlü ise, biz bugün hayatlarımızı neyin üzerine kurduk?
Belki de en şaşırtıcı gerçek şudur: İnsanların çoğu yalandan korkmaz. Onlar, hayatlarını değiştirmek zorunda bırakacak olan gerçekten korkarlar. Bazen tek bir gerçek, bin yalandan daha yıkıcı olabilir; kötü olduğu için değil, saklanacak hiçbir yer bırakmadığı için.

Yorumlar