Sen Kimsin Trump? Yazar: Gouya Roshan

Sen Kimsin Trump?


Bazen alaycı bir şekilde soruyorlar:

“Sen kimsin Trump ki ülkemizin geleceği hakkında karar vermek istiyorsun?”

Bu soru ilk bakışta basit görünebilir, ancak arkasında yılların deneyimi, acı, güvensizlik ve bir milletin küresel güçlerin oyunlarından duyduğu yorgunluk yatmaktadır.

İran’daki birçok insan için Amerika Birleşik Devletleri’nin dış politikası—Beyaz Saray’da kimin olduğundan bağımsız olarak—çoğu zaman halk için duyulan bir kaygının işareti değil, daha büyük bir güç oyununun parçası olarak görülmüştür. Bu oyunda bazen milletlerin kaderi siyasi baskının bir aracı hâline gelir. Böyle bir ortamda, dünyanın öbür ucundaki bir siyasetçi İran’ın geleceği hakkında konuştuğunda, toplumun bir bölümünün buna şüpheyle, hatta alayla tepki vermesi doğaldır.

Birçok İranlıya göre bir ülkenin kaderi tweetlerle, konuşmalarla ya da yabancı bir siyasetçinin kararlarıyla belirlenemez. İran tarihi, halkın en zor koşullarda bile kendi kaderini kendi elleriyle şekillendirmeye çalıştığı dönemlerle doludur. İşte bu tarihsel deneyim, dış müdahaleye karşı—gerçek olsun ya da sembolik—çok güçlü bir hassasiyet yaratmıştır.

Bu arada bazen İran dışındaki bazı şehirlerde sahneler görülür: slogan atan ya da bir yabancı gücün politikalarını alkışlayan küçük gruplar. Ancak İran içindeki birçok insan bu seslerin kendilerini temsil ettiğini düşünmez. Onlara göre bu küçük gruplar, ne kadar gürültülü olurlarsa olsunlar, ülke içinde çok daha karmaşık gerçeklerle karşı karşıya olan bir milleti temsil edemezler.

Gerçek şu ki İran toplumu çok çeşitli ve farklı görüşlerle dolu bir toplumdur. Bazı insanlar siyasi değişim için dış baskıyı destekleyebilir; bazıları ise bunu ülkenin istikrarı ve bağımsızlığı için bir tehdit olarak görebilir. Ancak toplumun büyük bir bölümünde ortak bir duygu vardır: İran’ın geleceği eninde sonunda İranlıların kendi elleriyle belirlenmelidir.

İşte bu yüzden halk arasında bazen şu alaycı soru duyulur:
“Sen kimsin Trump?”

Bu soru yalnızca bir kişiye değil, aslında bir milletin kaderini dışarıdan belirleyebileceğini düşünen her yabancı güce yöneliktir. Birçok İranlı için, ülke içinde derin görüş ayrılıkları olsa bile bir ilke hâlâ geçerlidir: İran’ın kaderi İran’da ve İran halkı tarafından belirlenmelidir.


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah