Trump ve Amerika’nın Aynası__ Yazar: Gouya Roshan
Trump ve Amerika’nın Aynası Amerika bir zamanlar dünya için bir modeldi; demokrasi, özgürlük ve adalet değerlerinin simgesi olan ve uluslara daha iyi toplumlar haline gelmeleri için ilham veren bir ülkeydi. Ancak Donald Trump döneminde artık o model değildir. Bugün Amerika, Trump’tan fazlası değildir: boş, saldırgan, korkak ve gerçek ahlaki liderlikten yoksun. Amerika’daki deneyimli insanlar, cesarete, bilgelik ve karaktere sahip olanlar bile başlarını eğmek ya da sessiz kalmak zorunda kalıyorlar; çünkü siyasi ve toplumsal atmosfer o kadar dar ve tehlikeli hale gelmiştir ki ifade özgürlüğü ve özgür hareket artık gerçekten mümkün değildir.
Trump, eylemleri ve kararlarıyla her şeyi yok etmiştir; artık ne erkek ne kadın, ne Hristiyan, ne Müslüman ne de Yahudi güvende değildir. Sınırları ve farklılıkları görmezden gelmiş; dar görüşlü politikaları, pervasızlığı ve aptalca sözleriyle kamu güvenini ve toplumsal bütünlüğü yok etmiştir. Bir zamanlar açık ve şeffaf tartışmaların yapılabildiği bir toplum, şimdi derin şekilde bölünmüş ve güvensizlikle tanımlanan bir hale gelmiştir. Gerçekten liderlik etmeye ve karar vermeye layık olan kişiler bile sonuçlarından korkmadan hareket edememektedir.
Dünyanın başına getirdiği felaketler artık kendisini de yakalamıştır. Eminlikle söyleyebilirim ki Trump dışında biri olsaydı, utanç ve tevazu nedeniyle artık kamuoyunun karşısına çıkmaya cesaret edemezdi. Onun davranışları ve kararları yalnızca kendisini değil, Amerika halkını da itibarsızlaştırmıştır. Amerika artık ahlaki ve siyasi otoritenin sembolü değildir; yalnızca Trump’ın kişiliğinin, zayıflıklarının ve kişisel duygularının bir yansımasıdır. Ülkeyi ahlaki çöküşün, liderlik krizinin ve parçalanmış kamu güveninin bir görüntüsüne dönüştürmüştür; burada kişisel çıkarlar, sloganlar, boş vaatler ve ulusal ilke ve değerlere sürekli kayıtsızlık öncelik haline gelmiştir.
Trump benzeri görülmemiş bir şekilde gerçek insanları gölgede bırakmış, dini grupları birbirine karşı kışkırtmış ve Amerika’nın iç ve dış politikasını kendi anlık duyguları ve çıkarlarıyla uyumlu hale getirmiştir. Bir kişinin, eylemleri ve davranışlarıyla tüm değerleri ve tarihsel mirası bencillik, sorumsuzluk ve geçici hevesler uğruna feda ederek bir ülkeyi kendi kişiliğinin aynasına dönüştürebileceğini göstermiştir. Bu dönem dünya ve Amerika için önemli bir ders taşımaktadır: Bir ülkenin liderliği bencillik, boşluk, saldırganlık ve ahlaksızlıkla tanımlandığında, demokrasinin ve özgürlüğün en büyük sembolleri bile çöker. Bir ulusun itibarı tek bir kişiye bağlı hale gelebilir ve siyasi ile ahlaki geleceği on yıllar boyunca bir başkanın karakteri ve kararları tarafından şekillendirilebilir. Trump, ahlaki çöküşün, liderlik krizinin ve kamu güveninin kaybının korkutucu bir tablosunu çizmiş ve bize hiçbir ülkenin , tarihi ve mirası Amerika kadar zengin olan bir ülkenin bile , zayıf ve bencil liderlik karşısında bağışık olmadığını hatırlatmıştır.

Yorumlar