Mutluluk Nedir ve İnsanlar Onu Nasıl Tanımlar?

 

Mutluluk Nedir ve İnsanlar Onu Nasıl Tanımlar?

Yazan: Goya Roshan


Sürekli olarak bizi karşılaştırmaya ve karşılaştırılmaya iten bir dünyada, mutluluk soluk, kırılgan ve bazen de ulaşılamaz bir kavrama dönüşmüştür. Pek çok insan mutluluğun coğrafyada, gelirde, meslek unvanında ya da yaşam tarzında saklı olduğunu düşünür. Oysa gerçek şu ki, mutluluk her şeyden önce içsel bir hâlidir. Ne mekân, ne sahip olunanlar ne de konum tek başına belirleyicidir; insanın kaderini asıl şekillendiren, kendisiyle kurduğu ilişkinin niteliğidir.

İnsan doğası gereği huzursuz ve güvensizdir; her zaman değişime, düşüşe ve kayba açıktır. Bunu kitaplardan değil, yaşanmışlıktan söylüyorum; bedelini tüm hayatımla ödediğim bir deneyimden. İnsanlar eşit olmayan koşullarda doğar ve eşit olmayan yollarda ilerler: kimi bolluk içinde, kimi yoksunlukla. Ancak tarih acımasızca ve dürüstçe göstermiştir ki, servet, güç ve toplumsal statü asla huzurun garantisi değildir. Her şeye sahip olup içten içe boş, yıpranmış ve kaybolmuş hisseden sayısız insan vardır; buna karşılık, çok az şeye sahip olup derin bir tatmin duygusuna ulaşanlar da vardır. Bu ikisi arasındaki sınır ne sahip olunanlardır ne de şans; hayata bakış biçimidir.

Mutluluğun en yıkıcı düşmanlarından biri, gerçeklikle uyum sağlayamamak ve aidiyet duygusunun yokluğudur; “ev” sahibi olamamak—yalnızca fiziksel bir mekân olarak değil, insanın kendi içinde güvenli bir yer bulamaması. Bu eksiklik, zamanla sevinci tüketir ve yerini değersizlik ve aşağılanmışlık duygularına bırakır. Değerimizi başkalarının başarılarıyla ölçtüğümüzde, duygularımızın kontrolünü teslim ederiz. Her insanın kendine özgü bir ritmi, kapasitesi ve yolu vardır; karşılaştırma, bu gerçeği inkâr etmektir.

Mutluluk, insanın kendisiyle koşulsuz barışmasıdır. Yani olmadıklarına hayıflanmak yerine, olduğu hâl için bilinçli bir şükran duymasıdır. Başkalarının hayatlarına göz dikmeden, kıskançlık olmadan, yıpratıcı rekabetlere girmeden büyüyebilmektir. Mutluluk, geceleri vicdanın rahat bir şekilde uykuya dalabilmesidir; seçimlerinin sorumluluğunu üstlenmek ve kendine karşı dürüst olma cesaretini gösterebilmektir. Bakışını dışarıdan içeriye çevirmek ve başkalarının dayattığı bir kopya değil, kendi değerlerini, inançlarını ve isteklerini yansıtan bir hayat kurmaktır.

Sonuç olarak mutluluk, gelecekteki efsanevi bir varış noktası değildir; yaşayan ve akan bir yoldur. Kalbin huzurluysa, içsel hafifliği hissediyorsan ve tatmin duygusu varlığının derinliklerine kök salmışsa, nerede durduğunun ya da neye sahip olduğunun bir önemi kalmaz. İşte o anda, herkesin aradığı şeye ulaşmışsındır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah