Kıskançlıksız Bir Yaşam; Şükrün, Huzurun ve Güvenin Meyvesi
Kıskançlıksız Bir Yaşam; Şükrün, Huzurun ve Güvenin Meyvesi
Yazar: Gouya Roshan
Her gün acı, şiddet, hastalık ve adaletsizlik haberleriyle dolu bir dünyada, insanların anlayışa, empatiye ve şükre daha da yaklaşmaları beklenir. Ancak gerçek çoğu zaman farklıdır: bolluk içinde bile kıskançlık, karşılaştırma ve eksiklik duygusu artmaktadır. Oysa kıskançlığın yokluğu, ayrı bir ahlaki özellik ya da idealist bir iddia olmak zorunda değildir; daha çok, hayata belirli bir şekilde bakmanın ve yaşamanın doğal bir sonucudur.
Bende kıskançlığın olmaması, eksiklikleri inkâr etmekten ya da yaşamın gerçeklerini görmezden gelmekten kaynaklanmaz. Aksine, bunun kökü şu inanca dayanır: en temel nimetler bana zaten verilmiştir; başımın üzerinde bir çatı, kendimin ve sevdiklerimin sağlığı ve yıpratıcı kaygılardan uzak bir yaşam. Bunlar hayatın kenarları değil, temelleridir. İnsan bu temelleri gördüğünde ve idrak ettiğinde, boşluk ve eksiklik duygusu sızacak yer bulamaz.
Bu bakış açısında, başkalarının başarısı ne bir tehdit ne de bir karşılaştırma vesilesidir. Başkalarının başarısından duyduğum sevinç, o nimeti başkasına veren Tanrı’nın onu gerekli ve yerinde gördüğüne olan inançtan doğar; tıpkı beni de gördüğü ve benim için gerekli olanı bana verdiği gibi. Bu anlayışta, nimetlerin paylaşımı rastlantısal ya da rekabetçi değil, daha geniş bir hikmetin tezahürüdür.
Bu yolda şükür, yalnızca söz söylemekle ya da yazmakla sınırlı değildir. Gerçek şükür, içsel bir hâlidir; yaşamın değerlerini görmekten doğan bir huzurdur. Zihin karşılaştırmadan arındığında ve kalp sükûnete erdiğinde, nimetler—görünür ya da gizli—durmaksızın kendini gösterir ve onlara duyulan şükrün sonu olmaz.
Dualarım da bu açık yürekten doğar. Kendim ve sevdiklerim için dua ettiğimde, aynı anda tüm müminleri de kapsar. Duanın bu genişliği, kalbi darlıktan kurtarır ve kıskançlığın kökünü daha filizlenmeden kurutur; çünkü başkalarının mutluluğu artık benim payım için bir tehdit olarak algılanmaz.
Bu bakışla birlikte, bağımsızlık ve özsaygıya olan inanç temel bir yer tutar. İnsan zaten ağır bir yük taşır ve sürekli bağımlılık—even basit işlerde bile—zamanla insanın onurunu aşındırabilir. Bu nedenle, hep benimle olan bir dua şudur:
“Tanrım, bu elimi diğer elime muhtaç etme.”
Bu dua ne yalnızlığa bir çağrıdır ne de başkalarının yardımını inkâr eder; insanın bağımsızlığını ve onurunu koruma temennisidir. Özsaygısını koruyan bir insanın ne hayat yükü ağırlaşır ne de kalbine kıskançlık ve umutsuzluk yerleşir.
Kıskançlıksız bir yaşam sade ama derindir; sade çünkü karşılaştırma ve hırstan uzaktır, anlamlıdır çünkü şükür, güven ve huzur üzerine kuruludur. Sonuçta şu teselli edici gerçek varlığını korur: Başkalarını gören ve onlara bol nimet veren aynı Tanrı, seni ve beni de görmektedir. Bu nedenle kıskanmak için bir sebep yoktur. O’nun bize verdiklerinden en iyi şekilde faydalanmalıyız.

Yorumlar