Kanada’daki Yerli Halklara Yönelik Süregelen Adaletsizlikler Yazar: Gouya Roshan

Kanada’daki Yerli Halklara Yönelik Süregelen Adaletsizlikler

İnsanlık tarihi; egemenlik, zulüm ve zorunlu göçlerle şekillenmiştir. Tarih boyunca pek çok insan adaletsizlik ve eşitsizlikle yüzleşmiş, çoğu zaman bu deneyimler kabul edilmiş ya da telafi edilmiştir. Ancak bazı gruplar için bu adaletsizlikler hâlâ sürmektedir. Bunlardan biri de günümüzde dahi bu baskının acısını yaşayan Kanada’nın Yerli halklarıdır. Tarihsel adaletsizliklerin yapısal sonuçları, onların günlük yaşamlarını etkilemeye devam etmektedir. Yerli halklar sistematik ayrımcılıkla sürekli olarak karşı karşıya kalmaktadır.

Örneğin hastalandıklarında, çoğu zaman “aşırı alkol tüketimi” ile suçlanmakta ve tedavileri geciktirilmektedir. İş yerlerinde ve üniversitelerde eşit fırsatlara erişimleri sınırlıdır; sesleri nadiren duyulmaktadır.

Hatta adlarını taşıyan kutlamalar bile, onların günlük yaşamlarına yönelik gerçek bir saygıyı yansıtmamaktadır.

Kanada’nın bazı bölgelerinde Yerli halkların hâlâ temiz içme suyuna erişimi yoktur. Kadınların durumu ise özellikle endişe vericidir: bazıları rızaları olmadan hastanelerde kalıcı doğum kontrol yöntemlerine (kısırlaştırmaya) maruz bırakılmaktadır. Bu uygulamalar yalnızca yasa dışı değil, aynı zamanda yaşamları üzerinde sistematik bir kontrol ve sömürü biçimidir. Şu basit ama derin insani soru hepimizi ilgilendirmelidir: “Neden kliniklerde, hastanelerde, üniversitelerde ve diğer kurumlarda Kanada’nın Yerli halklarına ayrımcılık yapılmaktadır?”

Elbette belirli bir ırkı ya da topluluğu suçlamak istemiyorum; ancak gerçekleri de görmezden gelemem. Çünkü Kanada’nın Yerli halklarının deneyimlediği tarihsel acı ve adaletsizlik; sağlık hizmetleri ve eğitimde ihmalden, temel hakların reddine ve yapısal şiddete kadar uzanarak bugün hâlâ devam etmektedir.

Adaletsizlik ve eşitsizlik karşısında asla sessiz kalmayacağım. Bir gün kendi halkım başkalarına zulmederse, yine sessiz kalmam; çünkü sessizlik başlı başına bir adaletsizliktir.

Bu yüzden bu konu hakkında konuşmayı ve yazmayı kendime bir sorumluluk olarak görüyorum. Bu benim inancım ve Kanada’daki Yerli halkların hâlâ yaşamakta olduğu, gündelik hayatlarını şekillendiren bu acıları asla unutmamak için bir motivasyondur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah