Kalp, kul hakkıdır; dikkatle kırın
Yazar: Gouya Roshan ( Güya Aydın)
Kısa ama derin anlamlar taşıyan bir cümle… İnsanî bir ilkeyi tek başına özetleyebilecek güçte. İlişkilerin hızla başlayıp aynı hızla sona erdiği bir dünyada, başkalarının duygularını işin içine katmanın ahlaki sorumluluğu üzerine pek az kişi düşünüyor. Bu yazı, unutulmuş bu sorumluluğu hatırlatma çabasıdır.
Kalp görünmez bir emanet olsa da, insan kalbi kolayca herkese verilebilecek bir şey değildir. Birisi bize güvendiğinde, içini açtığında ya da yanımızda mutlu olduğunda, aslında psikolojik güvenliğinin bir parçasını bize teslim eder. Bu bir emanettir; kırılması her ne kadar görünmez olsa da, derin ve kalıcı etkiler bırakır. Üstelik bilinmelidir ki, kul hakkı hukuktan önce gelir.
Çünkü ahlaki ve inanç temelli kültürümüzde kul hakkı, pek çok resmî kuraldan daha ciddi bir yere sahiptir. Kalp kırıklığı basit bir özürle ya da mantıklı bir gerekçeyle telafi edilemez. Bir insanın duygularında açılan yara, bazen yıllarca onun kararlarını, korkularını ve gelecekteki ilişkilerini etkiler. Ancak günümüz ilişkilerinde uyumsuzluk ve kalp kırmak neredeyse normalleşmiş durumda.
Mesajlara cevap vermemek, aniden ortadan kaybolmak, duygularla oynamak ya da kalma niyeti olmadan umut vermek sıradan davranışlar hâline geldi.
Birçok insan bu davranışları kendi doğal hakkı olarak görürken, karşı tarafın ödediği duygusal bedeli düşünmüyor. Kalp kırmak normalleştiğinde, toplum soğur ve insanlar birbirine güvenemez hâle gelir.
Başkalarının duyguları karşısında nasıl bir sorumluluğumuz var?
Elbette kimse kendisi için sağlıksız olan bir ilişkide kalmak zorunda değildir. Ancak herkes, o ilişkiden nasıl çıktığından sorumludur. Saygılı bir şekilde bitirmekle, hiçbir açıklama yapmadan terk etmek arasında büyük bir fark vardır. Sevemiyorsak ya da devam edemiyorsak, en azından dürüst olabilir ve en az zararı verebiliriz. İşte bu, dikkattir. Korkudan değil, insanlıktan doğan bir dikkat.
Kalp kırarken dikkatli olmak, hayatta ya da aşkta aşırı temkinli olmak anlamına gelmez. Davranışlarımızın etkisinin farkında olmak demektir. Bazen karar vermeden önce verilen kısa bir mola ya da yapılan basit bir açıklama, bir kalbin kırılmasını engelleyebilir.
İnsanların kalbi bir deneme alanı değildir. Ne yalnızlığı doldurmak için, ne de kendi duygularımızı sınamak için. Bize emanet edilen her kalbin, boynumuzda bir hakkı vardır. Ve belki de bu cümleyi sadece okumamalı, onunla yaşamalıyız.
Kalp, kul hakkıdır; o hâlde dikkatle kırın

Yorumlar