“Kalbimin, kalbi benimle olmayan biriyle meşgul olmasından , daha büyük bir zillet görmedim.”

“Kalbimin, kalbi benimle olmayan biriyle meşgul olmasından , daha büyük bir zillet görmedim”

Yazar: Gouya Roshan (Güya Aydın)


“Kalbimin, kalbi benimle olmayan biriyle meşgul olmasından daha büyük bir zillet görmedim” cümlesi, sade bir dille insanlığın en derin duygusal deneyimlerinden birini tarif eder. Söyleyen kişi, birliğe ya da karşılıklı anlayışa ulaşmayan; aksine eşitsiz ve insanı güçsüzleştiren bir aşktan söz eder. Bu belirsizlik hâli, tüm cümleye nüfuz eden bir acının kaynağıdır.

Elbette bu aşk mutlaka kadın ve erkek arasındaki aşkla sınırlı değildir; baba ve çocuk, anne ve çocuk ya da kardeşler arasında da yaşanabilir.

Bu nedenle “zillet” kelimesinin seçimi, şairin bakış açısını anlamanın anahtarıdır. O, kederden ya da yenilgiden değil; içsel onurun ihlal edildiği bir durumdan söz eder. Duygularını karşılamayan biriyle bir ilişkiye girmek, bilinçli ya da bilinçsiz bir öz-değer kaybıdır; kişi kendi değerini başkasının ilgisine bağlar. Bu eşitsiz bağımlılık, aşk deneyimini anlamından koparır ve onu acıya dönüştürür.

Bu durumda âşık, akıl ile duygu arasında sürekli bir çatışma yaşar. Akıl, tek taraflı aşkı tanır ve geri çekilmeyi önerir; ancak kalp tuzağa düşmüştür ve bırakmayı reddeder. Bu çelişki ruhsal bir yıpranmaya yol açar; zamanla özsaygıyı aşındırır ve umudun yerini zillet duygusu alır.

Bu dizenin gücü, acıyı romantikleştirmeyi reddetmesinde yatar. Şair, âşık olmayı yücelik ya da fedakârlık olarak sunmaz; tek taraflı aşkın nasıl aşağılayıcı bir deneyime dönüşebileceğini açıkça gösterir. Bu anlamda aşk, ancak karşılıklı olduğunda ya da en azından âşığın onurunu koruduğunda değerlidir.

Toplumsal ve psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür bağlanmalar genellikle tanınma ihtiyacı, yalnızlık korkusu ya da eşitsiz ilişki kalıplarından beslenir. Edebiyat bu deneyimi doğrudan analiz etmez; onu çıplak bir gerçeklik olarak sunar. Okuyucu bu cümleyle özdeşlik kurabilir; çünkü birçok insan kalbinin atışını aklından önce hissetmiştir.

Sonuç olarak, bu cümlenin önemi sorunun farkında olmasında yatar. Bu durumu “zillet” olarak adlandırmak, bir tür uyanışın başlangıcı olabilir. Aşkın bu hâlin ötesinde artık besleyici olmadığına dair bir uyanış. Belki de özgürlüğe giden ilk adım, şu acı gerçeği kabul etmektir:
Hiçbir bağ, kalbin onurunu kaybetmeye değmez.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah