Onur Nedir?

 

Onur Nedir?

Yazar: Gouya Roshan (Güya Aydın )

Birçok geleneksel toplumda bir erkeğin değeri ve kimliği, ailesindeki kadınlar üzerindeki kontrolüyle ilişkilendirilir. Zamanla onur, hakikat, insanlık, dürüstlük ve sorumluluk duygusu olmaktan çıkıp, kadınlar üzerinde cinselleştirilmiş bir baskı aracına dönüşmüştür.

Elbette bu algı, toplumsal baskının daha az olduğu Batı toplumlarında farklılık gösterir.
Ancak şu noktalar dikkate alındığında, bu aşırı hassasiyetin çoğu zaman içsel kaygı ve güvensizlikten kaynaklandığı görülür: özgüven eksikliği, toplumsal yargılanma korkusu ya da düşük özsaygı. Kişi, içsel değerlerini geliştirmek yerine yüzeysel algılara ve başkalarını kontrol etmeye tutunur.

Bazı toplumlarda insanlar bu bakış açısını kişisel inançlarından değil, başkalarının ne diyeceğinden korktukları için benimser. Böylece onur, bireyin kendi vicdanıyla değil, başkaları tarafından tanımlanan bir kavram hâline gelir. Zaman zaman onur, gerçek bir ahlaki değer olmaktan çıkarak, güç uygulamak, adaletsizlik yapmak ya da şiddeti meşrulaştırmak için kötüye kullanılır.

Bu nedenle günümüzde çok az insan bu kavramla derinlemesine yüzleşmektedir; çünkü onur kavramı, ister Batı ister geleneksel toplumlarda olsun, yeterince analiz edilmemiştir.

Oysa onur, gücümüz varken bile zalim olmamaktır.
Onur, söz ve davranışlarımızın sorumluluğunu üstlenmektir.
Onur, başkalarının onuruna ve saygınlığına saygı duymaktır.
Onur, vicdanın izinden gitmek ve başkalarının yargısından korkmamaktır.
Onur, birini işlemediği bir suçtan dolayı mahkûm etmemektir.

Sorun, ahlakın “seçici” hâle geldiği anda başlar. Yalan söyleyen, iftira atan, ihanet eden ama belirli bir konuda hassas olduğu için kendini hâlâ “onurlu” sayan kişi, aslında ahlaksızdır. Bu kişi takıntılıdır. Gerçek ahlak, saygıyı başkalarını kontrol etmekten alıp, kişinin kendisine karşı sorumluluğuna taşıyan bir tanımdır. Ve gerçek etik tam olarak burada başlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah