İnsanların var olması önemli değil; insan olmaları önemlidir

 

İnsanların kaç kişi  oldukları önemli değil; insan olmaları önemlidir  

Yazar: Gouya Roshan
 (Güya Aydın)

Nüfusun ve sayıların değer ölçüsüne dönüştüğü bir dünyada, çoğu zaman insanların her şeyden önce kalabalıklara değil, gerçek ilişkilere ihtiyaç duyduğunu unutuyoruz.

Her ne kadar günümüz dünyasında insanlar birbirine her zamankinden daha bağlı olsa da; sosyal medya, sosyal buluşmalar ve arkadaş toplantıları daha az insanın gerçekten yalnız olduğu anlamına geliyor, fakat garip bir sorun var: yalnızlık hissi azalmadı. Belki de bunun nedeni, kalabalıkların mutlaka samimiyet ve güvenlik anlamına gelmemesidir. Bazen büyük bir kalabalığın içinde bir insan her zamankinden daha yalnız olabilir.

Yıllar boyunca niceliği değerle karıştırmayı öğrendik: çevremizde ne kadar çok insan olursa hayatımızın o kadar zengin olacağını düşünüyoruz. Ama kişisel deneyimime göre, ilişkilerin kalitesi sayılarından çok daha önemlidir. Birkaç sağlıklı ve samimi ilişki, hiçbir kalabalığın sağlayamayacağı bir huzur hissi verebilir.

Elbette “insan” olmanın ne anlama geldiğini anlamalıyız. İnsan olmak; dürüst olmak, sınırlara saygı duymak, sadece iyi zamanlarda değil zor zamanlarda da birbirinin yanında olmak demektir. İnsan olmak; yargılamadan dinlemek, zorlamadan kalmak demektir. Böyle insanlar azdır, ama varlıkları derin ve kalıcıdır.

Sık sık kahkahayla dolu ama anlamdan yoksun kalabalıklar görürüz. Buna karşılık, bizi anlayan bir ya da iki kişiyle oturmak, hiçbir kalabalığın eşleşemeyeceği bir güven ve aidiyet duygusu yaratabilir. Bu küçük çevreler, rol yapmadan kendimiz olabildiğimiz güvenli alanlardır.

Sonunda, çok sayıda insana ihtiyacımız yok. Gerçekten ihtiyaç duyduğumuz şey birkaç “kişi”dir — varlığı gerçek olan, yapay olmayan insanlar. Belki onu genişletmek yerine bu küçük ilişki çemberini derinleştirmeye odaklansaydık, daha fazla huzur ve tatmin yaşardık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah