Kış, eşitsizliğin mevsimidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yazar: Goya Roshān (Güya Aydın )
Kış herkes için aynı değildir. Kimileri için huzurun, sessizliğin ve sıcak bir evin güvenliğinin zamanı iken, başkaları için hayatta kalmanın en zor sınavına dönüşür. Bu eşitsizlik soğuğun şiddetinde değil, onun nasıl deneyimlendiğinde gizlidir.
Pencereden dışarı baktığımda içim rahat etmiyor. Pencere yalnızca camdan bir çerçeve değildir; iki dünya arasındaki sınırdır. Bir tarafta göreli güvenlik, sıcaklık ve konfor; diğer tarafta soğuk, evsizlik ve gecenin korkusu. Bu basit karşıtlık, insanın vicdanını sınar.
Kış, yoksullar için en zor aydır; diğer mevsimlerden daha soğuk olduğu için değil, birikmiş yoksunlukları açığa çıkardığı için. Güvenli bir barınağın, sıcak giysilerin ya da ısınma imkânlarının yokluğu, soğuğu doğal bir olgudan felç edici bir acıya dönüştürür. Bu koşullarda yoksulluk artık yalnızca gelir eksikliği değildir; güvenliğin, sağlığın ve insan onurunun yitimi demektir.
İnsanların kışın ihtiyaç duyduğu şey lüks ya da gösteriş değildir. Yaşamın en temel gereksinimlerine erişimdir: başlarının üzerinde güvenli bir çatı, sıcak giysiler ve geceleri katlanılabilir kılan ısınma araçları. Bunlar abartılı talepler değildir; ancak birçok kişi için hâlâ ulaşılamazdır.
Bu eşitsizliğin acısı o kadar derindir ki insanın yüreğini yaralar; istatistiklerle ya da kayıtsızlıkla iyileşmeyen sessiz bir yaradır. Bu durum bize ortak sorumluluğumuzu hatırlatır: İnsanî bir toplum, önlenebilir acıları olağan kabul edemez.
Kış, bazıları için yalnızca “soğuk” olmaktan çıkıp bir hayatta kalma tehdidi olmaya devam ettiği sürece, adalet ve insanlık üzerine yapılan tartışmalar eksik kalacaktır. Elbette hava durumunu değiştiremeyiz, ancak bakış açımızı değiştirebiliriz: anlık korkularımızın ötesine bakan ve başkalarının acılarını kabul eden bir bakış açısı.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar