Hakikat, Acı ve İnsanlık

 

Hakikat, Acı ve İnsanlık

Yazar: Gouya Roshan (Güya Aydın)

Bazen insanlar yaptıkları şeyler yüzünden değil, yalnızca kim oldukları için acı çekerler. Bu, inkâr edilemeyecek bir gerçektir. Doğduğum topraklardan ve sevdiklerimden yıllarca uzak kalmak, içimde hâlâ derin bir yabancılık duygusu olarak nefes alıyor; sanki ruhum göğsümde bir kafese hapsolmuş gibi. Bedenim, kalbim ve anılarım her gün bana, yalnızca “var olmak” yüzünden bastırılmanın ne anlama geldiğini hatırlatıyor.

Bugün acım artık yalnızca kişisel değil; adı “suç” konulmuş bir gerçeğin acısıdır. İnsanlar yaptıkları eylemler ya da aldıkları kararlar nedeniyle değil de kimlikleri yüzünden cezalandırıldığında, dünya acımasızlığının çıplak yüzünü gösterir.

İran halkı bu kadar şiddet ve korku altında yaşarken, dünyanın sessizliği nasıl meşrulaştırılabilir? Sessizlik artık bir erdem değildir; böyle anlarda, işbirliğinin başka bir biçimine dönüşebilir. Buna rağmen, hâlâ uyanık bir vicdan vardır—gücün değil, deneyimin, acının ve insanlığın içinden yükselen bir ses.

Acı gerçek şudur: bugün pek çok insan yalnızca protesto ettiği için öldürülüyor. İran’da ve diğer ülkelerde, devletler din adına insan hayatlarını alırken, insan haklarını savunduğunu iddia eden kurumlar çoğu zaman sessiz ve kayıtsız kalıyor; hayatları değersiz sayılanlara karşı merhametsiz davranıyor.

Peki, öldürmek nasıl imanın temsilcisi olabilir? İman bir güç aracı değildir ve nefrete bahane olamaz. Gerçek iman, insanlığı kabul eder; kimseyi inancı ya da inançsızlığı nedeniyle yargılamaz.

Sırf hayatta oldukları için insanların acı çektiğini görmek dayanılmazdır. Bu acı öfkeden doğmaz; merhametten ve uyanık bir vicdandan doğar. Ve bana sessizliğin bir seçenek olmadığını öğreten de işte bu acıdır. Korkudan kaynaklansa bile, sessizlik insanlığı koruyamaz.

Çünkü insanlık yalnızca farkındalıkla ayakta kalır; dünya ne kadar ağır ve acı dolu olursa olsun. Her kelime, her bakış, her hakikat hatırlatması bir direniş biçimidir: unutmaya karşı, zulme karşı ve kayıtsızlığa karşı. Böyle zamanlarda hayatta kalmak yalnızca güç için verilen bir mücadele değildir; insanlığın varlığını sürdürmesi için verilen bir mücadeledir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah