Bazı acılar o kadar derindir ki onaylanmaya ihtiyaç duymaz

Bazı acılar o kadar derindir ki onaylanmaya ihtiyaç duymaz

Yazar: Gouya Roshan

 ( Güya Aydın)

Sadece fısıldarsın: “Gerçekten…” ve o tek kelime, söylenmemiş sözlerden oluşan bir kervanı beraberinde taşır. Ne açıklama vardır ne de devamı; o kısa kelime, yargısız, savunmasız, eksiksiz bir itiraftır. Bazen sessizlik de soğuk bir taş gibi göğsüne oturur; nefesi çalar, sesi boğazında boğar. Ağzını açtığında ise fark edersin ki kelimelerin de ağırlığı vardır; kalıcı anıların ağırlığı, adı konmamış korkuların ağırlığı, henüz dile getirilmemiş bir yaranın ağırlığı. Sessizlik yavaş yavaş dağılır ve söz, seni çıplak, savunmasız, rüzgâra açık bırakır.

Bu yüzden bazı acılar ne dile getirilir ne de saklanır; onlar sadece var olurlar… 

Yanında oturur, seninle yürür, seninle nefes alır ve seninle birlikte yaşlanırlar.

Ama tüm bunlara rağmen, bazen fiziksel olarak uzak olsalar bile, farkında olmadan sana çok yakın olan insanlar vardır; sanki yanında nefes alır, söylenmemiş kelimeleri duyarlar. Hiçbir soru sormadan… İşte tam o anda, bu derin acının içinde bir şey filizlenir; küçük ama güçlü bir inanç: iyiliğin hâlâ nefes aldığına dair, ne kadar zayıf ya da solgun olursa olsun.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah