İnsanlık Haykırdığında
İnsanlık Haykırdığında
Yazar: Gouya Roshan
(Güya Aydın )
İnsanlık, mazlumların acısı yalnızca dile getirildiğinde ama direnişe dönüşmediğinde çöker; sinsi korku adaletin yerini aldığında çöker. Korku bizi susturduğunda, bu artık kişisel bir duygu değildir; bir tür adaletsizliğe dönüşür. Mazlumların sesi hiçbir din talep etmez, hiçbir isim istemez ve hiçbir sınır tanımaz. Hristiyan, Müslüman, Yahudi ya da başka bir inancın mensubu olsun, mazlumlar sadece mazlumdur.
İnsan olmak, vicdanın çağrısını dinlemek, korkuyu bir kenara bırakmak ve zulüm karşısında sessiz kalmanın istemeden de olsa suç ortaklığı olduğunu bilmektir.
Elbette insanların niyetlerini ve düşüncelerini yargılayamayız; kimin gerçekten iyi, kimin olmadığını yalnızca Tanrı bilir.
Ancak Hindistan’da Hristiyanların, Müslümanların ve diğer dini azınlıkların aşırılıkçı gruplar tarafından sistematik biçimde bastırıldığını ve vahşice zulme uğradığını gördüğümüzde, sessizlik artık tarafsızlık değildir. Sessizlik, başlı başına korkunç bir adaletsizliktir.
İnsan olmak, vicdanın sesini izlemek, korkuyu geride bırakmak ve zulüm karşısında sessiz kalmanın istemeden de olsa suç ortaklığı anlamına geldiğini bilmektir. Özellikle Noel döneminde, her özgür insanın yüreği Hristiyanların çektiği acılar için sızlar. Bir Müslüman olarak, bu zulüm karşısında susmayı adaletsizlik olarak görüyorum ve mazlumların sesi olmayı insani bir görev kabul ediyorum. Bu merhamet ve itiraz ne övünmedir ne de ayrımcılık; adalet ve insan vicdanı ilkelerine bağlılığın ifadesidir.
İnsan olmak, kalbin zulme karşı haykırması ve sessizliğin korkunç bir adaletsizlik olduğunun farkına varılmasıdır. Aşırılıkçı gruplar kutsal dinlere karşı şiddet ve toplumsal baskı kullandığında, her özgür insanın susmaması; adalet ve mazlumların desteklenmesi için sesini yükseltmesi gerekir. Böyle anlarda sessizlik, zulme bilinçsizce verilen bir destektir; yükselen her ses ise karanlıkta olanlar için bir umut ışığıdır.
Müslüman olsam da, her şeyden önce bir müminim. Kimin olduğu önemli değil; Tanrı’yı hayatının merkezine koyan herkesle kalbim birlikte atar.
İman ve insanlık sınır tanımaz, dinle sınırlı değildir. Bugün her zamankinden daha fazla ayağa kalkmalı, susmayı reddetmeli ve açık gözlerle, merhametli bir kalple ve adalet için çabalayan bir zihinle dünyanın dört bir yanındaki mazlumların sesi olmalıyız.
Şiddetin, nefretin ve ayrımcılığın her biçimiyle yaygın olduğu bir dünyada, zulüm karşısındaki her sessizlik onun sürmesine katkıda bulunur; yükselttiğimiz her ses ise karanlıkta bir ışık, bir umut kıvılcımı ve muhtaçlar için bir destektir. Mazlumun yanında durmak, acı çekenlerle empati kurmak ve adaletsizliğe karşı çıkmak siyasi bir tercih ya da bencil bir gösteriş değil, insanlığın özüdür. Adalet, ahlak ve vicdan din, millet ya da sınırlarla sınırlı değildir; insan kalbinin zulmü tanıyabileceğine ve hakikati savunabileceğine hâlâ inanan herkes için yol gösterici yıldızlardır. Bugün bizler, dinimiz, etnik kökenimiz ya da dilimiz ne olursa olsun, adalet ile imanın ayrılmaz biçimde birbirine bağlı olduğunu ve zulüm karşısında sessiz kalmanın insan vicdanına yapılabilecek en büyük ihanet olduğunu idrak etmeliyiz. İnsanlığa ve ilahi hakikatlere inanan bir kalp sessiz kalamaz; mazlumları desteklemek için uzanan açık eller ise adaletin en gür haykırışıdır.
Yazar: Güya Aydin Roshan

Yorumlar