İlk helalliği istememiz gereken kişi: kendi özümüzdür


İlk helalliği istememiz gereken kişi: kendi 
özümüzdür

Yazar: Gouya Roshan (Güya Aydın )

Eğer bu dünyada birinden af dileyecek olsaydım, kendimden başlardım. Bencillikten değil, dürüstlükten. Çünkü daha dikkatli baktığımda, en büyük hatalarımın, en büyük yenilgilerimin ve en büyük haksızlıklarımın başkalarına değil, kendime yönelik olduğunu gördüm.

Biz genellikle affetmeyi toplumsal bir kavram olarak görürüz; benimle karşımdaki kişi arasında olan bir şey gibi. Ama nadiren şunu düşünürüz: Kendi içimizde, her şeyden önce, yıllardır hakları çiğnenmiş sessiz bir “öteki” vardır; kendi haklarımız.

Kendimden af diliyorum; yorgun olduğum günlerde kendime dinlenme izni vermediğim için. Ağlamak istediğim gecelerde, kendime “güçlü olmalısın” deyip duygularımı bastırdığım için. Kendim için daha iyi bir karar verebilecekken, başkalarının yargısından korkup talepte bulunmadığım anlar için.

Kendimden af diliyorum; değerimi başkalarının onayına bağladığım zamanlar için. Kendimi başkalarıyla kıyasladığım ve herkesin kendi yolunun, kendi zamanının ve kendi yeteneklerinin olduğunu unuttuğum anlar için. Kendime şefkatli olmak yerine, en acımasız yargıcım olduğum günler için.

Affetmeyi öğrendik, ama kendimizi affetmeyi daha az öğrendik. Sabırlı olmayı öğrendik, ama kendimize karşı değil. Başkalarının hatalarını anlamayı öğrendik, ama kendi hatalarımızı acımasızca yargıladık. Sanki kendimizden masumiyet bekliyoruz; ne insani ne de adil bir beklenti.

Kendimizden af dilemek, hataları mazur görmek anlamına gelmez; insan olduğumuzu kabul etmek anlamına gelir. Hayatta bazen yenildiğimizi, bazen hata yaptığımızı, bazen kendimize gerektiği gibi bakamadığımızı kabul etmek demektir. Bu kabul, iyileşmenin başlangıcıdır.

Kendimden af dilediğimde, aslında kendime şunu vaat ediyorum: Bundan sonra kendimi bitmeyen talepler uğruna daha az feda edeceğim. İhtiyaçlarımı ciddiye alacağıma, sınırlarımı tanıyacağıma ve bir “hayır”a saygı duyacağıma söz veriyorum. Değerimi acı üzerinden tanımlamayacağıma söz veriyorum.

Belki dünya daha merhametli bir yer olurdu; eğer her birimiz, başkalarından af dilemeden önce bir an durup kendimize şunu sorsaydık: “Kendime ne yaptım?” Çünkü kendisiyle barışık olanların başkalarına zarar verme ihtimali daha azdır.

Sonuçta, af dilemek bir son değil, bir başlangıçtır. Kendimizle daha sağlıklı bir ilişkinin başlangıcı. Bu ilişkide kendimizi düşman olarak değil, hayat yolculuğunda birer yol arkadaşı olarak görürüz.

Ve belki de en büyük hediye, tüm zayıflıklarımız, korkularımız ve umutlarımızla insan olmaya kendimize izin vermektir.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah