Etten Tırnağa, Sayılara

 Etten Tırnağa, Sayılara

Yazar: Gouya Roshan
(Güya Aydın)

Materyalizm Çağında İnsanî Bağların Çöküşü Üzerine Bir Düşünce

Sözlerim acı ve düşündürücü gelebilir. Ancak insanların arasında yavaşça ve sessizce açılan bir yarıktan söz ediyorum; çatışmayla değil, sayılar ve fiyatlarla derinleşen bir yarıktan. Bir zamanlar “doğal” ve kopmaz sayılan bağlar, bugün hesapların ağırlığı altında eğiliyor.

Acı olan, paranın doğası gereği kötü olması değil; insanın değer ölçüsüne dönüştüğü anda ilişkileri yok etmesidir.

Günümüzde hâkim kelime materyalizmdir. Hep söylenir: etle tırnak ayrılmazdır; kardeşler, anne ve evlat. Kopmaması gereken bağlar, bugün ekonomik ölçütlerin ve maddi değerlerin etkisiyle yavaş yavaş çözülmektedir.

Paranın bu ayrılığı örtük biçimde mümkün kıldığını unutmuş gibiyiz. Keşke dünya başka türlü gelişmiş olsaydı.

Geçmişte insan ilişkileri ahlak, bağlılık ve empati üzerine kuruluydu. Aile ve akrabalık, duygusal ve toplumsal destek için en güvenli zemin olarak görülür; bireylerin birbirinden kopması neredeyse imkânsız ve mantıksız sayılırdı. “Et ve tırnak” imgesi, farklı kültürlerde ve inanç sistemlerinde derin kökleri olan bu doğal ve kopmaz bağı simgelerdi.

Ancak zamanın geçmesi ve materyalizmin artması bu bakışı değiştirdi. Para artık yalnızca temel ihtiyaçları karşılayan bir araç olmaktan çıktı; insanın değerini belirleyen ve ilişkileri geren bir ölçüte dönüştü.

Mali eşitsizlikler, ekonomik konum ve yaşam tarzları, aile üyeleriyle dostları birbirinden uzaklaştırdı; bir zamanlar doldurulamaz görünen bir boşluk yavaş yavaş ortaya çıktı.

Bu olgu hiçbir gruba ya da kültüre özgü değildir. Hem zengin hem de yoksul toplumlarda benzer etkiler gözlemlenir.

 Sanayileşmiş toplumlarda ekonomik rekabet ve aşırı bireycilik ilişkileri baskı altına alırken, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik eşitsizlik ve varoluşsal kaygılar insanları birbirinden koparır. Her iki durumda da insanî bağlar zayıflar; ortaya çıkan acı bazen yüzeysel ve geçici, bazen ise her vicdanlı insanın yüreğini sızlatacak kadar derindir. Bu acı, insan ilişkilerinin anlamını yitirdiği hissidir; bir zamanlar sevgi ve sadakat üzerine kurulu olan bir bağın, para yüzünden soğuyup uzaklaştığı duygusudur.

Yine de materyalizmi eleştirmek, paranın hayattaki rolünü inkâr etmek değildir. Sorun, paranın bir amaca ulaşmanın aracı olmaktan çıkıp bizzat ölçüt hâline gelmesiyle başlar. İnsanî bağları beslemek, farkındalık, etik tercihler ve ilişkileri salt hesaplara indirgemeye direnç göstermeyi gerektirir. Dünyayı bütünüyle değiştiremeyebiliriz, ama kendimizden başlayabilir ve bazı bağların hâlâ her sayıdan daha değerli olduğuna inanabiliriz.

Bu kavrayış, ne kadar acı verici olursa olsun, her zamankinden daha materyalist bir hâle gelen dünyada insan ilişkilerine yeniden anlam kazandırmanın ilk adımı olabilir.


Yazar: Güya Aydin  Roshan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah