Bağımlılık Sadece Bir Tercih Değildir

Bağımlılık Sadece Bir Tercih Değildir

Yazar: Gouya Roshan (Güya Aydın)

Her bağımlı olmuş bir genci gördüğümde, içimde bir şeyler çöküyor.

Sadece kaybettikleri için değil; onlardan çalınan şeyler için: gelecekleri, onurları, hayalleri. Bağımlılık yalnızca bireysel bir zayıflık değildir; ihanetlerin, çıkarcılığın ve sorumsuzluğun oluşturduğu bir zincirin ürünüdür.

Rahatsız edici soru şudur:
İnsanlar nasıl olur da kendi refahları, zenginlikleri ya da güçleri uğruna başkalarını uçurumun kenarına sürükleyebilir? Bir neslin yavaş yavaş yok oluşunu bile bile izleyip geceleri nasıl rahat uyuyabilirler?

Uyuşturucu satan kişi yalnızca bir “satıcı” değildir. O, toplumsal çöküşten beslenen bir zincirin halkasıdır. Satılan her paket sadece bir madde değildir; biraz daha solan bir umut, dağılan bir aile ve derinleşen bir toplumsal yaradır.

Öte yandan, bağımlıyı da sadece suçlamak mümkün değildir. Bu gençlerin çoğu bir yerden düşmedi; itildiler. Yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik, yalnızlık, kimlik krizi ve gelecek umudunun yokluğu bir araya geldiğinde, uyuşturucu geçici bir “sığınak” gibi görünür. Ama bu sığınak, sonunda bir hapishaneye dönüşür.

Yine de ahlaki soru ortada durur:
Bu yolu açanlar vicdanlarıyla nasıl başa çıkıyor? İnsanları “insan” olarak değil de sadece “tüketici” olarak mı görüyorlar? Felaketin tekrar etmesi, duyarlılığı mı yok ediyor?

Bağımlılık, toplumun gerçek yüzünü gösteren bir aynadır. Eğer toplum yalnızca bağımlıyı görür de kazanç sağlayanı görmezse, yalnızca suçlar ama kök nedenleri sorgulamazsa, bu felaketin yeniden üretilmesine ortak olur.

Uyuşturucu hakkında yazmak sadece bir uyarı değildir; kolektif vicdanı sorgulamaktır.
Biz bu döngünün neresindeyiz?

Seyirci mi?
Duyarsız mı?
Yoksa sorumluluk alanlardan mı?



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah