Başkalarının Acısını Hissettiğimizde Yazar: Gouya Roshan

 Başkalarının Acısını Hissettiğimizde

Kalbim acıyor. Gözlerim yaşlarla dolu ve kendimi dar ve karanlık bir dünyanın içinde sıkışmış hissediyorum. Bazen savaşların sonsuza dek sona ereceğine dair umut, bir yanılsamadan başka bir şey değilmiş gibi geliyor; insanların inanmak istediği bir rüya… fakat dünyanın gerçeği bunu defalarca parçalamıştır.

Savaş ve masum insanların öldürülmesi yeni bir olgu değildir. İnsanlık tarihi, gücün insanlığın önüne geçtiği ve masum insanların kurban edildiği hikâyelerle doludur. Uzak geçmişten bugüne kadar acı ve kan sahneleri defalarca tekrar edilmiştir; sanki insanlık hâlâ kendi içindeki karanlık gölgelerin ötesine geçememiştir.

Belki de en acı gerçek şudur: Biz insanlar çoğu zaman acıyı, kapımıza gelene kadar gerçekten hissetmeyiz. Başkalarının acısı bizim için çoğu zaman sadece bir haber, bir görüntü ya da bir istatistik olarak kalır. Günlük hayatımıza devam eder ve dünyayı olduğu gibi kabul ederiz.

İnsan karmaşık bir varlıktır; en büyük iyilikleri yapabilecek kapasiteye de sahiptir, en derin zalimlikleri gösterebilecek güce de. Ancak bencillik ve kayıtsızlık, çoğu zaman ortak vicdanımızı susturan iki tehlikeli güçtür. Felaket doğrudan bize dokunmadığı sürece, çoğumuz onu yalnızca uzaktan izleriz.

Belki de bu yüzden, bir başkasının acısını bütün varlığımızla gerçekten hissettiğimizde kalbimiz ağırlaşır ve gözlerimiz dolup taşar. O anda anlarız ki başka bir insanın acısı, aslında hepimizin ortak acısıdır.

Eğer bir gün insanlık, başkalarının acısını kendisine ulaşmadan önce hissedebilirse, belki dünya biraz daha merhametli olur. Belki o gün savaşların sona ermesi umudu artık bir yanılsama olmaz.

Aksi hâlde dünya, zor dökülen gözyaşlarına ve zor uyanan kalplere tanıklık etmeye devam edecektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah