Kimliğim Kürttür; ne gizlenir ne unutulur. Güya Aydin
Kürt olmak, sadece nüfus cüzdanında bir kelime ya da coğrafi bir tanım değildir; insanla doğan ve son nefese kadar onunla kalan bir hafızadır. Dağlardan uzaklaşabilirsiniz, başka şehirlerde yaşayabilirsiniz, başka dillerde yazabilirsiniz; ama insanı köklerine bağlayan o görünmez ip asla kopmaz.
Çoğu kişi için kimlik bir tercihtir; değiştirilebilir veya saklanabilir. Ama Kürtler için kimlik, çoğu zaman bir kader olmuştur. Uzun bir tarih, inkâr, baskı, göç ve savaş, bu adı silmeye çalıştı; fakat sonuç ters oldu: her darbe, hafızayı daha da derinleştirdi.
Kürtçe sadece konuşma aracı değildir; bir duygular evidir. İçinde ninniler vardır, yas vardır, sevinç vardır ve görülmek isteyen nesillerin hikâyeleri vardır. Bir dil görmezden gelindiğinde, aslında insanın bir parçası da görmezden gelinir. Bu yüzden dili korumak yalnızca kültürel bir görev değil; insan onurunu savunmaktır.
Günümüzde Kürt olmak, sınırlar arasında bölünmüş olsa da, yüreklerde birdir. Politikalar farklı olabilir, bayraklar değişebilir, hükümetler gelip gidebilir; ama aidiyet duygusu kalır. İşte bu, bir yazarın, birkaç dilde yazsa bile, köklerini yanında taşımasını sağlar.
Kürt olmak, tarih nazik olmasa bile, umutla yaşamaktır. Devam etmektir, yazmaktır ve var olduğumuzu, olduğumuzu ve olacağımızı belgelemektir.
Bir dünyada ki birçok kimlik gürültü arasında kaybolurken, Kürt olmak sessiz ama sürekli bir direnişi hatırlatır.

Yorumlar