İnsanlar Birbiriyle Konuşmadığında Yazar: Gouya Roshan

İnsanlar Birbiriyle Konuşmadığında

Birçoğumuzun kalbinde basit ama derin bir arzu vardır:
Keşke tüm insanlar birbirleriyle konuşabilseydi… gerçekten konuşabilseydi.
Korkunun arkasından değil.
Gururun arkasından değil.
Bizi birbirimizden ayıran sınırların arkasından değil.
Ve dinlemeden önce bizi susturan yargıların arkasından değil.

Bugünün dünyası seslerle doludur, ama diyalog azdır. Yazıyoruz, tepki veriyoruz, slogan atıyoruz, tartışıyoruz… ama daha az dinliyoruz. Daha az oturup başka bir insanı “öteki” olarak değil, kendimize benzeyen bir insan olarak görmeye çalışıyoruz; korkuları, yenilgileri, umutları ve belki de asla ifade etme fırsatı bulamamış yaraları olan bir insan olarak.

Eğer insanlar aracısız bir şekilde yan yana oturup acılarını anlatabilseydi, belki birçok yanlış anlama nefrete dönüşmeden çözülürdü. Eğer her öfke duyulma fırsatı bulsaydı, belki daha az şiddete dönüşürdü. Çünkü birçok öfkenin arkasında sessiz ve görmezden gelinmiş bir keder saklıdır.

Çoğu zaman kırılganlığımızı göstermeye korkarız. Güçlü olmayı, sessiz kalmayı, dayanmayı öğrendik. Ama sessizlik her zaman güç değildir; bazen yalnızlıktır. Ve yalnızlık, duyulmadığında, insanları birbirinden daha da uzaklaştıran duvarlara dönüşebilir.

Diyalog sadece kelime alışverişi değildir; kalpler arasında bir köprüdür.
Bir insan acısını dile getirdiğinde ve bir başkası onu duyduğunda, dünyada bir şey değişir. Mesafe biraz kısalır. Şüphe yumuşar. Ve belki bir düşmanlık sessizce söner.

Belki de birbirimizle daha çok dertleşseydik,
birbirimize daha az acı verirdik.

Ve belki barış, siyasette şekillenmeden önce,
işte bu basit insani sohbetlerde doğardı.


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah