Dünya Daha mı Kirlendi, Yoksa Biz mi Daha Bilinçlendik? Yazar: Gouya Roshan
Dünya Daha mı Kirlendi, Yoksa Biz mi Daha Bilinçlendik?
Bazen dünyanın her zamankinden daha kirli, daha acımasız ve daha ahlaksız olduğunu düşünürüz. Sarsıcı bir haber görmek, şiddet içeren bir video izlemek ya da yolsuzluk ve adaletsizlikle ilgili bir rapor okumak, insanlığın solmakta olduğu hissini uyandırmaya yeter. Peki gerçekten bugünün dünyası geçmişten daha mı karanlık, yoksa sadece perdeler mi aralandı?
Tarihe bakmak, şiddetin, savaşın, köleliğin, ayrımcılığın ve adaletsizliğin yeni olmadığını gösterir. İmparatorluklar arası savaşlardan soykırımlara, Engizisyon’dan etnik katliamlara kadar sayfaları çevirmemiz yeterlidir. Enfal Kampanyasıgibi trajediler de belgelenmiştir. Dünya her zaman karanlık bir potansiyele sahip olmuştur.
Öyleyse neden bugün daha “kirli” hissediyoruz? Cevap belki de bilgidedir. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, dünyanın en ücra köşesinde yaşanan bir olay saniyeler içinde akıllı telefonumuzun ekranına düşebiliyor. Sosyal medya, bağımsız medya ve yurttaş gazeteciler, daha önce sansürlenen ya da hiç görülmeyen gerçekleri açığa çıkarıyor. Değişen şey insan doğası değil; farkındalığımızın hızı ve kapsamıdır.
Geçmişte birçok felaket sessizlik içinde yaşanıyordu. Mağdurlar suskundu ve resmî anlatı gerçeği gizliyordu. Oysa bugün, enkaz altındaki bir çocuğun görüntüsü ya da aşağılayıcı bir eylemin videosu küresel vicdanı sarsabiliyor. Bu farkındalık acı verici olsa da bir uyanışın işaretidir.
Öte yandan, bazı toplumlarda sosyal utanç ve insanın mahremiyetine saygı hâlâ daha belirgindir. Bazı kültürlerde onur ve kolektif vicdan, ahlaki çöküşe karşı bir engel oluşturur. Ancak orada bile bilginin ışığı tutulduğunda, insanın yine aynı insan olduğunu görürüz; hem iyilik hem kötülük kapasitesine sahip.
Belki de sorun, “geçmişin saflığı” yanılsamasını taşımamızdır. Geçmişi romantikleştiririz çünkü onun çirkinliğinin daha az farkındayızdır. Oysa gerçek şu ki, dünya her zaman ışık ve karanlığın karışımı olmuştur. Bugün fark, karanlığın daha az gizlenebilmesidir.
Eğer dünya hep böyleyse, önümüzde bir seçim var: Ya çirkinliklere karşı duyarsızlaşırız ya da onları tanıyıp dünyayı biraz daha aydınlatmak için kendi payımıza düşeni yaparız. Bilgi bizi yıpratabilir, ama vicdanımızı da diri tutabilir. Belki dünya “daha kirli” olmadı; belki sadece gözlerimizi daha fazla açtık. Ve bu, ne kadar acı verici olsa da, insanlığın büyümesinin bir işaretidir.

Yorumlar