Hüzün her zaman düşmanımız değildir.Yazar: Gouya Roshan

Hüzün her zaman düşmanımız değildir.


Hüzün her zaman düşmanımız değildir. Bazen sessizce gelir, sessizce kalbimizin yanına yerleşir ve hiçbir ses çıkarmadan üzerimize ağırlık çöker. Hüzünden kaçarız, onu saklarız, inkâr ederiz; çünkü güçlü olmayı, gülümsemeyi ve devam etmeyi öğrendik. Ama gerçek şu ki: Hüzün insan olmanın bir parçasıdır.

Hüzün, bir şeyi kaybettiğimizde ortaya çıkar: bir insanı, bir hayali, bir güveni ya da hatta kendi benliğimizle ilgili bir imgeyi. Her kayıp, içimizde küçük bir boşluk bırakır. Eğer bu boşluklar görmezden gelinirse, derin bir sessizliğe dönüşür; gecenin içinde her sesten daha yüksek çığlık atan bir sessizliğe.

Bazıları hüznü zayıflık olarak görür. Oysa hüzün derinliğin işaretidir. Hiç üzülmemiş olanlar, muhtemelen hiç derinden sevmemiştir. Hüzün, bağ kurmanın bedelidir; sevmenin bedelidir. Eğer bir şey bizim için önemli değilse, onu kaybetmek bizi yıkmaz. Bu yüzden eğer yıkılıyorsak, demek ki kalbimizde değerli bir şey varmış.

Hüzün, gerçekten neyin önemli olduğunu fark etmemizi sağlar. Mutluluk anlarında çoğu zaman yalnızca yüzeye bakarız; oysa hüzünde içimizin derinliklerine ineriz. Kendimize, geçmişimize, hatalarımıza, belki de unuttuğumuz hayallerimize… Hüzün bizi kendimize karşı daha dürüst olmaya zorlar.

Ama hüznü bastırdığımızda öfkeye dönüşür; inkâr ettiğimizde ise uyuşukluğa. Kendine ağlama izni vermeyen insanlar, bazen yıllar sonra daha derin yaralar taşır. Gözyaşları zayıflık değildir; ruhun bir arınma biçimidir.

Hüzün, ne kadar zor olursa olsun, kalıcı değildir. Nasıl ki gece en uzun anlarını güneş doğmadan hemen önce yaşarsa, insan ruhu da en karanlık saatlerinden sonra yeni bir ışığa ulaşır. Unutmaz; ama boşlukla yaşamayı öğrenir.

Biz hüznü tamamen yok ederek yaşamayız. Onunla büyürüz. Doğru şekilde iyileşen her yara, bizi daha olgun, daha merhametli ve daha bilinçli yapar. Belki de insanlığın sırrı budur: Acıyı deneyimleyebilmek ve her şeye rağmen umudu seçebilmek.

Hüzün yolculuğun sonu değildir; bazen hayatı daha derinden anlamanın başlangıcıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortadoğu’nun Binbir Yüzlü Adamı

Tanıma mı, Yoksa Kanlı Elleri Yıkamak mı?

Libya’nın Kaddafi Dönemi; Batı için Katlanılmaz Bir Refah